Yeni Yayınlar

From Artvin Ansiklopedisi

Jump to: navigation, search

DÜN SANCISI Türkiye’de Geçmiş Algısı ve Akademik Tarihçilik | Oktay Özel | Kitap Yayınevi, Ekim 2009, 172 sayfa, 15 TL

Kitaptaki yazılar, bu ülkenin ve insanlarının kendileri ve dış dünyayla kurdukları o garip, fakat o ölçüde de problemli ilişkinin ürettiği yazılardır. Epeyce kendine özgü bu ilişkinin toplumsal ve ideolojik bunalım dönemlerinde daha keskin şekilde kendini dışa vuran olumsuzluklarına karşı ve onlara rağmen tarihin ve tarihçilik mesleğinin bir savunusudur. Ama bunu tarihçiliğimizi de eleştirerek yapmaktadır... Yazıların tümü, Türkiye’de tarihçilik yapmaya çalışırken, mesleğin gerekleri ve gündelik, dönemsel gelişmelerin etkisi altında yazıldı. En akademik olanından en günceline, yazılar okura, her şeyden önce bir meslek adamı olarak tarihçinin dünyası hakkında bir fikir verecektir.

Genelde sosyal bilimlerin, özel olarak da tarihçiliğin kendilerine özgü zorlukları hep olageldi; olmaya devam edecek de. Bilgi üretme süreci kadar üretilen bilginin bünyeye etkisi ve kamu tarafından hazmı da her zaman kolay olamayabiliyor. Bazı coğrafya ve topluluklar tarihleriyle ilişkilerini medeni, entelektüel veya akademik bir araştırma alanı ve/veya fikir tartışmasına indirgeyerek ‘bilgi âlemi’ ile daha demokratik, düzeyli ve saygılı bir ilişki kurmayı başarır. Kimi coğrafyalarda ise tarihle bugün o derece iç içe geçer ki, bu, gerçeklik duygusunun yitirilmesine yol açar. Türkiye’nin durumu biraz buna benziyor. Tarihini fazla ciddiye aldığı için mi bu derece güncelleştiriyor; bugününden ve geleceğinden emin olamadığı için mi çaresizce tarihe bu derece abartılı bir şekilde sığınıyor?

Bu kitaptaki yazılar, hem tarih ve hayat ilişkisinde söylenmek istenenlerin özünü kendi pratiğinde çok çarpıcı bir şekilde ortaya koyan, hem bu coğrafyanın kendi gücüyle ürettiği kendine özgü kültürünü, tutunulabilecek ortak paydayı şahsında hepimizden daha fazla ve layıkıyla temsil ettiğini düşündüğüm Hrant Dink’e, onun hatırasına adanmıştır.” Dr. Oktay Özel, Bilkent Üniversitesi, Tarih Bölümü öğretim üyesi.


OSMANLI KAHVEHANELERİ | Hazırlayan: Ahmet Yaşar | Kitap Yayınevi, Ekim 2009, 139 sayfa, 15 TL

Kahvehane; Kültürel birikim ortamı, sosyalleşme mekânı ve siyasi iktidar karşısında halkın sesini duyurabildiği bir kamusal alan… Osmanlı toplumunda 16. yüzyıl ortalarında bir şehir mekânı olarak gelişen kahvehaneler, yepyeni bir sivil deneyimin gelişmesine katkıda bulundular. Değişik zümrelerden ve kültür seviyelerinden insanların kahve içmek ve sohbet etmek amacıyla gittikleri bu yerler, kısa zamanda toplumun ekonomik, sosyal ve kültürel ihtiyaçlarını karşılayan bir konuma geldi. Bu kitap, beş akademisyenin bu konudaki çalışmalarını bir araya getiriyor. Makalelerin en önemli ortak yanı “kamusal alan” kavramsallaştırmasının bir çeşit eleştirisi ve Osmanlı’da kahvehane kamusallığını anlama çabası. Selma Özkocak; kahvehanelerin gelişiminin daha geniş ölçekli gelişmelerle, örneğin 16. yüzyıl ve sonrasında artan şehirleşme, şehre göç ve bunun bir sonucu olarak sosyalleşmedeki yükseliş ve bütün bunların da özel alanın ve daha çok ev yaşamına ait geleneksel konukseverlik yapısının dönüşümü ile ilişkilendirilmesinin önemini vurguluyor. Uğur Kömeçoğlu; kahvehaneleri Sennett’in “aktör olarak insan” biçiminde kavramsallaştırması ve kamusal alanın bir sosyallik formu olarak okunması üzerinden irdeliyor ve bu mekânda gerçekleşen meddah, karagöz, ortaoyunu, âşık gösterileri gibi toplumsal performansları mekânsal ve eleştirel kamusallığın öğeleri olarak sunuyor. Ahmet Yaşar; kahvehanelerin, Osmanlı İstanbul’una girişi sırasında ve sonrasında devlet erkânı ve ulema arasındaki kötü şöhretini inceliyor ve siyasi iktidarın kahvehane kamusallığı üzerindeki kontrolünü irdeliyor. Ali Çaksu; 1826 yılına kadar Osmanlı siyasetine belirgin biçimde yön veren yeniçerilerin kahvehanelerle ilişkilerini inceliyor ve yeniçeri kahvehanesinin kahve ve tütün içilecek bir yer olmasının yanısıra bir edebiyat salonu, isyancı karargâhı, karakol, tekke, iş bürosu ve mafya kulübü gibi işlediğini örneklerle ortaya koyuyor. Cengiz Kırlı ise 1840-1845 yıllarına ait “havadis jurnalleri” adını taşıyan bir dizi belge üzerinden, mezkûr dönemde sıradan İstanbul insanının kahvede, sokakta, çarşı ve pazarda ve hatta evlerinde yaptıkları sohbet ve dedikoduları inceliyor. (Arka Kapak)



21. yüzyıla girerken Türkiye | Editör: Semih Vaner - Yayına Hazırlayan: Şirin Tekeli

2008’te çok genç yaşta kaybettiğimiz, Türkiye’nin önde gelen siyaset bilimcilerinden Semih Vaner’in yönettiği bu neredeyse “ansiklopedik” eser, Türkiye’nin “batılılaşma serüvenini,” ilk adımlarından Avrupa Birliği üyeliğine aday adayı olduğu güne kadar adım adım izliyor. Bir anlamda son “yüz yılın” bilançosunu çıkarıyor. Türkiye’nin 19. yüzyıldan bu yana benimsediği ve seksen yıllık “cumhuriyet” dönemi boyunca hiç vazgeçmediği “batılılaşma” ve modernleşme hedefi çerçevesinde toplum ve devlet düzeyinde yaşadığı çözülememiş kimi sorunları ele alıyor. Kürt, Alevi, laiklik, demokratikleşme/otoritarizm, ekonomik kalkınma, bölgesel farklar, kadın hakları sorunlarını mercek altına alan, kültürdeki devamlılık ve dönüşümleri de ihmal etmeyen kitap, sorunları çözebilmek için tek çarenin onları derinliğine tartışmak gerektiği noktasından hareket ediyor. Kitapta bulacağınız incelemeler şöyle: Stefanos Yerasimos / Toprak Saplantısı ya da Hayalet Uzuvların Acısı; Alexandre Jevakhoff / Mustafa Kemal ve Kemalizm; Jean Marcou / Anayasal Hareket; Ali Kazancıgil / Devlet: Türk Modernliğinin Merkezi Aktörü; Semih Vaner / Demokrasiyle Otoritarizmin Birlikteliği; Gérard Groc / Demokrasi ve Toplum; Hamit Bozarslan / İktidar Yapıları, Zor ve Şiddet; Şirin Tekeli / Kadınlar: Cumhuriyet’in Sevilmeyen Cinsi; Faruk Bilici / Osmanlı İmparatorluğu Sonunda ve Kemalist Cumhuriyette İslam; Semih Vaner / Laiklik ve Laikçilik: Çoğulcu Bağlamda Siyasi İslam Üzerine Birkaç Düşünce; Élise Massicard / Alevi Sorunu; Jean-François Pérouse / “Kürt Sorunu”nu Yeniden Sorgulamak; Marcel Bazin / Etnik Çeşitlilik ve Bölgesel Farklılıklar; Deniz Akagül / Başarı ve Başarısızlıklarıyla Cumhuriyetin Kuruluşundan Bu Yana Türk Ekonomisi; Teoman Pamukçu, Ahmet Haşim Köse / Kayıtdışı Ekonomi; Semih Vaner / Dış İlişkiler; Deniz Akagül, Semih Vaner / Avrupa ile İlgili Belirsizlikler; Ural Manço / Batı Avrupa’da ve Dünyada Elli Yıllık Bir Diaspora; Timour Muhidine / Bir Edebiyat Türü Olarak Roman Sorunu; Alain Mascarou / Fransızca’da Türk Edebiyatı; Sami Sadak / Müzikler; Nicolas Monceau / Sinema ve Ulusal Kimlik; Artun Ünsal / Topkapı Sarayı’ndan ‘Simit Sarayları’na.

http://www.kitapyayinevi.com , Editör: Semih Vaner - Yayına Hazırlayan: Şirin Tekeli, 664 sayfa, 50 TL, Eylül 2009


Thévenot Seyahatnamesi | Jean Thévenot | Sunuş yazısı ve notlar: Stefanos Yerasimos (Çeviri: Ali Berktay )

Thévenot Seyahatnamesi, yayınlanışından tam 334 yıl sonra, değerli tarihçimiz Stefanos Yerasimos’un giriş yazısı ve notlarıyla artık Türkçede... 1633 doğumlu Jean Thévenot, seyahatlerine 19 yaşında başlamıştı. Önce İngiltere, sonra Hollanda, Almanya, İtalya derken oryantalist Herbelot’nun telkiniyle Doğu’ya gitmeye karar verdi. Doğu deyince akla “Büyük Türk’ün imparatorluğu,” yani Osmanlı İmparatorluğu ve İran geliyordu. 17. yüzyılın ortasında Osmanlı İmparatorluğu Türk tarihçilerinin “Duraklama Devri” diye niteledikleri bir dönemden geçmekteydi. Thévenot bu coğrafyaya tam bir kriz döneminde, 2 Aralık 1655’te ulaştı. Thévenot’nun Osmanlı payitahtında gezdiği, gördüğü yerler günümüz turistlerinin rehberli gezilerine şaşılacak ölçüde benzemektedir. Tuttuğu notlardan yararlanarak, sonradan kaleme aldığı anlatısında, dokuz ay kaldığı İstanbul’u betimledi, Türklerin örf ve âdetlerini anlattı, tarihi ve idari bilgilere yer verdi. Ama seyahatnamesinin yayınlanışını göremedi… Thévenot’nun, giyim kuşam alışkanlıklarını veya dinsel âdetleri betimlerken gösterdiği özen, anlatısına etnoğrafik bir nitelik kazandırmaktadır. Onda, alışılmış seyahatname üslubundan farklı bir gözlem zihniyeti vardır. Thévenot’nun anlatısında, “düşman”a sempati duymayalım diye düzenli aralıklarla müdahaleler bulunmasına karşın, başka bir uygarlığa, farklı bir hayat tarzına karşı duyulan, zaman zaman hayranlık, ama çoğu zaman da ilgi ve merak kendini belli etmektedir. Üstelik burada hayranlık veya merak duyulan şey, o uygarlığın anıtsal yaratıları değil, gündelik yaşamı, yeme, oyun oynama veya hayvanları sevme biçimi, kısacası bu uygarlığın, farklı bir kültürün oluşturucu unsurları oldukları için, bir yabancının genellikle zor yakalayabileceği günlük tezahürler içindeki halidir. Thévenot’nun metninin en keyifli bölümlerini de, ezelden beri karşıt oldukları iddia edilen iki uygarlık arasında zar zor algılanabilen bu sempati kıvılcımlarının çaktığı anlar oluşturur. Thévenot, 30 Ağustos 1656’da İstanbul’dan ayrılıp Mısır’a doğru yola çıkar. Anadolu seyahati epey hayal kırıcıdır. Bursa’da, Batılılar için uydurulduğu belli olan efsaneleri nakleder sadece, sonra İzmir’e kadar geçtiği güzergâhı zikretmekle yetinir. Ancak Ege adaları hakkında oldukça canlı bir manzara sunar bize. Thévenot 1657 başında Mısır’a varır ve burada Kutsal Topraklar’a ziyareti de hesaba katılırsa iki yıl kalır. Büyük keşifler yapmaz, hatta defalarca çiğnenmiş güzergâhların fazla dışına çıkmaz. İskenderiye-Kahire, Matara ve piramitler… Son olarak da Sina’daki manastırlara yolculuk... (Arka Kapak)

http://www.kitapyayinevi.com , Jean Thévenot, Sunuş yazısı ve notlar: Stefanos Yerasimos, Çeviri: Ali Berktay, 288 sayfa, 30 TL, Eylül 2009


Bak Şu Ayının Yaptığına | Hüseyin Avni Özen

Daha önce “Ayı Hikâyeleri” adlı kitabı yayınlanan Hüseyin Avni Özen’in yine boz ayılar üzerine yazdığı BAK ŞU AYININ YAPTIĞINA adlı kitabı mayıs ayında Alfa Yayınlarından çıktı. Özen, bu kitabında, “Ayı Hikâyeleri” adlı kitabında aktardığı boz ayılar ile yaşanmış hikâyelerin yanı sıra boz ayılar hakkında bilmediğimiz bilgilere de yer vermiş. Boz ayılar ile onların “en büyük düşmanları olan” insanlar arsındaki mücadeleleri, ayı avlarını anlatırken, “yavru ayı sevgisinden” de söz ediyor. Boz ayıların yaşamı, davranışları, Çingeneler tarafından nasıl oynatılıp dans ettirildikleri… Boz ayılar hakkında pek çok şey… Bir solukta okunacak türden bir kitap. Bu “vahşi”lerle tanışmak isteyenlere…

“Hayatımda gördüğüm ilk ayı yeni vurulmuştu. Kalın, yağlı postundan akan kan hâla dinmemişti. Gözleri açıktı ve ‘Beni neden öldürdünüz?’ dercesine bakıyordu. Daha sonraları da birçok ayı gördüm ama gördüğüm o ilk ayının fotoğrafı beynimin bir köşesinde hep saklı, hep canlı kaldı. Üniversite öğrenimimi biyolog olarak tamamladıktan sonra ayılara karşı ilgim daha da arttı. Bir yaşambilimci olarak başta kendi köyüm Barhal (Altıparmak) olmak üzere ayı ile yaşanmış anıları, gözlemleri ve bilimsel verileri kendi düşüncelerimle tamamlayarak boz ayıları tanıtmayı amaçladım. Yaşlı dünyamızda ayıların da yaşam hakkı olduğunu ve doğamızı boz ayılarla paylaşmanın en doğrusu, en güzeli olacağını vurgulamaya çalıştım.” Hüseyin Avni Özen (arka kapak).

Hüseyin Avni Özen, Bak Şu Ayının Yaptığına, Alfa Yayınları, İstanbul, Mayıs 2009


Pirosmani, sayı 7, Kış 2009

Gürcü kültür dergisi Pirosmani'nin 7. sayı içeriği:

Neredeyse eve girecek ladin…/ ლამის სახლში შემოიჭრას ფიჭვი...
FAHRETTİN ÇİLOĞLU / fფ. ჩილოღლუ (ჩილაშვილი)

Elveda İstanbul! / მშვიდობით, სტამბოლო!
ŞENOL TABAN / შენოლ თაბანი

Gürcüstan’ın eski köprüleri / ძველი ხიდები საქართველოში
DİANA GUGEŞAŞVİLİ / დიანა გუგეშაშვილი

İstanbul’un Gürcü yanı / ქართული სტამბოლი
DATO TURAŞVİLİ / დათო ტურაშვილი

Gürcü Türkologlar hangi konularda çalışıyorlar / რაზე მუშაობენ ქართველი თურქოლოგები
TSİSANA ABULADZE / ცისანა აბულაძე

Kartli’nin kalbi Gori / გორი - ქართლის გული
İRİNE GİVİAŞVİLİ / ირინე გივიაშვილი

Gürcüstan’da yeni yıl gelenekleri / ახალი წლის ტრადიციები საქართველოში
MTVARİSA TARHNİŞVİLİ / მთვარისა თარხნიშვილი

Gürcüstan’ı Türkiye ile birleştiren bir dipnot / საქართველოს თურქეთთან დამაკავშირებელი ფურცელი
LAURENT MIGNON / ლორან მინონი

Uğurlar olsun Nodar Canaşia! / მშვიდობით, ბატონო ნოდარ!
NANA KAÇARAVA N/ ნანა კაჭარავა

Gürcülerde kimlik meselesi / ქართველთა იდენტობის საკითხისათვის
NİNO OKROSTSVARİDZE / ნინო ოკროსცვარიდზე

Çok yönlü bir Gürcü: Rüştü Bozkurt / რუშთუ ბოზკურტი - გამორჩეული ქართველი
ERDAL KÜÇÜK / ერდალ ქუჩუკი

Giorgi Gurieli’nin Trabzon’daki mezarı / გიორგი გურიელის საფლავი ტრაპიზონში
İRAKLİ KOPLATADZE / ირაკლი კოპლატაძე

Ben Giderum Batum’a / ბენ გიდერუმ ბათუმა
KEVSER RUHİ/ ქეთევან ხანთაძე

Gürcüstan’ın 2008 Yılı
YASİN ÖNCÜ

Lazika’nın başkenti / ლაზიკის დედაქალაქი
BUBA KUDAVA / ბუბა კუდავა


Bizim Ahıska, sayı 11-12, Yaz-Sonbahar 2008

BİZİM AHISKA dergisinin 11-12. sayısı çıktı. Bu sayının içeriği:

Kafkasya'da Yeni Şekillenmeler
Yunus ZEYREK

Güney Osetya Savaşı ve Ahıska Türklerinin Vatana Dönüşü
Prof.Dr. İlyas DOĞAN

Ahıska Türkleri
Dr.Behçet DEDE

Devlet Bakanı Prof.Dr.Mustafa Said Yazıcıoğlu ile Mülakat
Yunus ZEYREK

Ahıskalıların Dönüşünü Nasıl Kolaylaştırabiliriz?
Ünal KALAYCI

Özlenen Vatan, Çözüm Arayan Ahıska Türkleri
Rasim BAYRAKTAR

Kırgızistan’da Ahıska Türkleri Üzerine Gözlemler
Prof.Dr. Ahmet CİHAN

Dönüş Kanunu Üzerine Düşünceler
Yrd. Doç.Dr. M. Savaş BAYINDIR

Ahıska’ya Dönüş Üzerine Düşünceler
Sevinç ALİYEVA

Ahıska’dan Selâm
H. İbrahim ATAMAN

Edebiyat Bolluğu veya Sosyolojinin Sefaleti
Orhan URAVELLİ

Kars-Ahıska Demiryolu Hattı!
Nusret KOPUZLU

Mirza Ali Ekber Sabir (1862-1911)
Bizim Ahıska

Ahıska'lı Öğrenciler Türkiye'ye Nasıl Geliyorlar
Sabir ASKAROV

Hıristiyan Atabekler Hükûmeti-II
Prof. Dr. M. Fahrettin KIRZIOĞLU

Sazımızın Şöhreti Sözümüzün Kudreti
Prof. Dr. Valeh HACILAR

Ardanuç'ta Muhacirlik Hataları
Ülkü ÖNAL


CİHADDAN VATAN SAVUNMASINA, Osmanlı İmparatorluğu’nda Genel Askerlik Yükümlülüğü 1826-1856 | Tobias Heinzelmann | Çeviri: Türkis Noyan

Osmanlı Devleti’nin 19. yy.daki reformları bağlamında en sık adı anılan belgelerden biri 1839 Gülhane Hatt-ı Hümayunu’dur ve bu belgede en çok üzerinde durulan konulardan biri de ordu teşkilâtıdır. Ordudaki reformların, yalnız Gülhane fermanında değil, genel olarak Osmanlı Devleti’nin reform politikasının gelişiminde de önemli bir yeri vardır. Bundan dolayı Osmanlı ordusundaki reformların ideolojik temellerinin analizi, 19. yy.da Osmanlı Devleti’nin düşünsel oluşumu hakkında önemli açıklamalar getirir. Bu araştırmanın amacı, Osmanlı Devleti’nde 1826–1856 yılları arasında askerlik görevinin genel bir yükümlülük haline getirilmesi konusundaki tartışmaları gözler önüne sermektir. Araştırmamın konusu, 1826 ile 1856 yılları arasındaki askerî reform tartışmalarına egemen olan üç büyük soru demetidir: 1) Yeniçerilerin lağvedilmesinin meşrulaştırılması ve sürekli hazır bulundurulan, belli esaslara uygun biçimde eğitilmiş (maaşlı) ordunun oluşturulması. 2) Teorik olarak gönüllü paralı askerlerden oluşan bir ordunun giderek zorunlu askerlik yükümlülüğünü yerine getiren erlerden oluşan bir ordu haline dönüştürülmesi. Bu gelişme sırasında atılan en önemli iki adımdan biri, başlangıçta yedek birlikler olarak tasarlanan Redif birliklerinin kurulması, diğeri de Müslüman tebaa arasından seçilecek erlerin kur’a usulü ile belirlenmesidir. 3) Osmanlı ordusunda Gayrimüslimlerin oynadığı rol… Cihattan Vatan Savunmasına, Osmanlı hükümetinde bulunan görevlilerin o kadar önemli kararlara varan tartışmalarını inceleyip tartışanların ideolojik düşüncelerini ve devlet anlayışını çözümlüyor. Kitap aynı zaman resmi fermanların ve kanunnamelerin dilini inceleyerek bu tür belgelerin, bazen geleneksel doğulu ahlakına veya dini temellere bazen yeni doğan milliyetçiliğe oturmuş olduğunu gösteriyor. Cihattan Vatan Savunmasına yalnızca Osmanlı askeri tarihi değil genellikle Osmanlı reform döneminin düşünce tarihi alanında önemli bir kitap. Tobias Heinzelmann Freiburg ve Heidelberg'de İslam tarihi ve kültürü ve sanat tarihi dallarında öğrenim gördü. 1999'dan beri Zürih Üniversitesinde öğretim görevlisi. Elinizde bulunan yayından başka Kitap Yayınevi’nden çıkmış olan Osmanlı Karikatüründe Balkan Sorunu 1908-1914 adlı bir kitabı var.

Kitap Yayınevi 376 sayfa, 30 TL, Mart 2009


WEIMAR TÜRKİYESİ | Halil Berktay

…belki karamsar değil kızgın demek daha doğru olur(du). Bunu daha kolay kabul ederim. Evet, son iki-üç yılın olayları karşısında, herhalde çok birikmiş, acı ve soğuk bir öfkenin içinden yazıyorum. Uzun süre seyrettik, ulusalcılığın yükselişini. Asla spontane bir milliyetçi dalga değildi bu; son üç yılı bir bütün olarak gözden geçirdiğimizde, derin devletin psikolojik harekât birimlerinde tezgâhlanmış bir senaryonun adım adım sahneye konduğunu görebiliyoruz. Bu koreografi, en üst düzeyde, darbeci zihniyettekilerin anayasal sınırları da, parlamentonun üstünlüğünü de tanımaksızın, doğrudan siyaset arenasına inerek adetâ haftalık demeçlerle hükümetten farklı bir “millî çizgi” formüle etmesinden, sözüm ona cumhuriyetçilik ve laiklik kisvesi altında (a) diktatörlüğe yatkın, hukuk ve ahlâk normlarından kopmuş bir manevî evren; (b) neo-nasyonalist, faşizan bir kitle hareketi; (c) özellikle taşrada yeni fedai çevreleri yaratılmasına kadar uzandı. Hrant Dink’in canını aldı; Anayasa Mahkemesini dahi göz göre göre siyasete âlet etti; ancak 22 Temmuz seçimlerine toslayıp biraz duraladı. Ne ki, şimdi bile hem Kürt sorununu yeniden militarize etme çabasını, hem Şemdinli üzerinden toplumsal vicdana meydan okumayı sürdürüyor. Ne kadar korkunç bir dönem yaşadığımızın tam farkında mıyız acaba? Ben de bunun karşısında, ulusalcılığın evrensel çerçeve ve parametrelerini: Faşizm ve Nazizm ile ne kadar örtüştüğünü hatırlatmak; Türkiye’yi nereye getirmek istediğini (kısmen de getirdiğini) sergilemek istiyorum. (Okuma Notları, 22 Aralık 2007). Tarihçi Halil Berktay, Ankara SBF, ODTÜ ve Boğaziçi Üniversitesi’nden sonra, on yıldır Sabancı Üniversitesi’nde öğretim üyesi. 15 Kasım 2007’den beri Taraf gazetesinde haftada iki kere yazdığı “Okuma Notları”nın ilk 66’sı ile diğer bazı yazı ve demeçleri, devamı gelecek olan bu cilde girdi. 23 Ekim 2008’den bu yana Kanal 24’e, haftalık “Nisyana İsyan” tarih programını da hazırlıyor ve sunuyor. Yaşadığımız Şu Korkunç Otuz Yıl başlıklı kısa güncel tarih incelemesi, 2008 sonlarında gene Kitap Yayınevi tarafından yayınlanmıştı.

Kitap Yayınevi 204 sayfa, 15 TL, Mart 2009





Şiir Gözlü Çocuk | Cihan Demirci

Günümüz Türk mizah edebiyatının kendine özgü bir üslup yaratmış usta kalemlerinden biri Cihan Demirci… Hem yazar, hem çizer olarak 30 yıla yakın bir süredir mizahımıza ve edebiyatımıza katkıda bulunuyor. Bugüne dek yayınlamış 33 kitabı bulunan yazar son yıllarda mizah kitaplarının ötesinde, arka araya yayınladığı çocuk kitaplarıyla çocuk yazınında da varlığını hissettiriyor. Cihan Demirci, "ŞİİR GÖZLÜ ÇOCUK" adlı "çocukça şiirler kitabı"nda bizleri çocuksu bir şiir yolculuğuna çıkarıyor.

1985'te yayınladığı ilk kitabı da bir şiir kitabı olan, yazın macerasına çocuk yaşta şiirle başlayan, üçüncü kez bir şiir kitabı yayınlayan Cihan Demirci, ince ve vurucu bir mizahla süslediği, parıltılı bir zeka taşıyan bu çocukça şiirlerde, bizi hem hınzırca gülümsetiyor, hem de mizahın gizli gücü olan çocuksu bir hüzünle derinden sarsıyor…

"ŞİİR GÖZLÜ ÇOCUK" ya aklımıza, ya da bir kenara not edeceğimiz kısalıkta ve sıcaklıkta 73 şiirden oluşuyor. Kitaptaki 73 şiiri Cihan Demirci'nin 73 ayrı çizimi süslüyor. Demirci, kendine özgü bir mizahla kolkola girmiş şiirlerinde, öylesine çocuklaşıyor ki, adeta bir çocuğun şiir gözüyle bakıyor hayata…

ŞIK ÇOCUK Çok şık bir hayatım var Tam beş şık Bazen çocukluğum tutuyor Bir şık daha ekliyorum Bütün testlere O da Pışşıııııık!

İkarus Çocuk Yayınları, 2008, 80 sayfa


Benim Minik Kırmızı Balığım | Ferit Avcı

Çizer Ferit Avcı'nın Tudem 2007 Çocuk Kitapları yarışmasında mansiyon ödülü kazanan Benim Minik Kırmızı Balığım adlı kendi yazıp resimlediği kitabı Tudem Yayınları'ndan çıktı. Tüm kitapçılarda. Artvin Ansiklopedisi'ne de destek olan kıymetli hemşerimiz Ferit Avcı'nın kitabıyla ve sevimli çizgileriyle tanışmanızı, çocuklarınızı tanıştırmanızı öneririm. Ferit Avcı'yı tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyoruz.






Türkiye'nin Önemli Doğa Alanları

Çok çeşitli canlı türlerinin yaşadığı bir alan düşünün. Burada her tür, sağlıklı topluluklar halinde ve yaşam döngülerini sürdürebilecek karşılıklı bağımlılık ilişkileri içinde yaşar. Böyle bir alanın korunması, yani doğal özelliklerinin bozulmadan saklanması, burada yaşayan türlerin geleceği için hayati önemdedir. “Önemli Doğa Alanı” (ÖDA) kavramı doğadaki canlı türlerinin nesillerini sürdürebilmeleri için özel önem taşıyan coğrafyaları tanımlar. Bu kitap Türkiye’nin önemli doğa alanlarının bir envanteridir ve 305 “Önemli Doğa Alanı”nı kapsamaktadır. Marmara Bölgesi’nde 32, Ege Bölgesi’nde 34, Akdeniz Bölgesi’nde 73, Orta Anadolu Bölgesi’nde 45, Orta Batı Karadeniz Bölgesi’nde 23, Doğu Karadeniz Bölgesi’nde 242, Doğu Anadolu Bölgesi’nde 69 ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde 19 “Önemli Doğa Alanı” saptanmıştır. İki cilt boyunca her alan teker teker tanımlanıyor, habitat tanımı yapılıyor, canlı türleri sayılıyor, alanın bugün nasıl kullanıldığı anlatılıyor, alana yönelik tehditler ve koruma önlemleri sıralanıyor. Türkiye’nin biyocoğrafyası, bozkırları, ormanları, akarsuları, dağları, maki alanları, sulakalanları, kıyıları ve denizleri, bitkileri, kuşları, memeli hayvanları, amfibi ve sürüngenleri, içsu balıkları, kelebekleri ve böcekleri bu kitapta yüzlerce renkli harita ve binlerce renkli fotoğraf ve çizelgeyle okurların hizmetinde. Doğa Derneği, Birdlife International ve Atlas dergisi tarafından gerçekleştirilen bu anıt eser, Kitap Yayınevi tarafından yayınlandı.

İki cilt, 473+639 sayfa
Büyük boy 24 x 33 cm, özel kuşe kağıda baskı, sert kapak. Renkli kuşe şömiz
Şubat 2007
Doğa ve Bilim Dizisi - Takım ISBN 978-975-98901-3-1

Kitaptan örnek sayfalar için: http://www.kitapyayinevi.com/ayrinti.asp?Id=519&kId=3 </span style>


Büyük Lazca Sözlük

İsmail Bucaklişi - Hasan Uzunhasanoğlu - İrfan Aleksiva tarafından yazılan sözlük, Çiviyazıları Yayınevi tarafından yayınlandı. Büyük Lazca Sözlük (Didi Lazuri Nenapuna) Türkçe-Lazca, Lazca-Türkçe olarak hazırlanmıştır. Türkçede ilk kez bu kadar kapsamlı ve geniş bir Lazca sözlük yayınlanıyor.

Çiviyazıları Yayınevi, 2007, 1. hamur kağıt, 1162 sayfa, 17,5x24,5 cm, Ciltli





Bu Dosyayı Kaldırıyorum | Yunus Zeyrek

Arka Kapaktan:

Bir süredir Ermeni faaliyet ve talepleri had safhaya ulaştı. Bu meselenin kökü daha eskilere gitse de, yaklaşık yüz seneden beri kan ve kinle yakamıza yapışmış olan Ermeni belasıyla ilgili bu dosyanın gündemden kalkması gerekli. Çünkü artık miadını doldurmuş durumda... Bir katliamdan söz ediliyor... katliam... O yıllarda Osmanlı devleti sınırları içinde yirmi beş milyon insan yaşıyordu. Ve cephelere gidip askerlik hizmetinin bütün ağırlığını çeken sekiz milyonluk bir Türk unsuruydu. Anadolu'da çocuklar, kadınlar ve yaşlılardan başka hiç kimse kalmamıştı. Eli silah tutanlar Kafkas, Çanakkale, Irak ve Filistin cephelerinde savaşıyordu. Peki öyleyse sözü edilen bu Ermeni katliamını kimler yapmıştı?

Kum Saati Yayınları, Ocak 2007, 368 sayfa.



Şiirimizde Artvin | Şahver Karasüleymanoğlu

Artvin şiirleri antolojisi. Artvin için yazılmış yüzlerce şiir yıllar süren bir çalışma ile derlenmiş ve bu kitapta toplanmış. Kitap, çeşitli dergi, gazete ve kitaplarda yayınlanmış şiirlerden başka, daha önce hiçbir yerde yayınlanmamış şiirleri de içeriyor. Şahver Karasüleymanoğlu'nun kitaba ne kadar emek verdiğini yakından biliyorum. Artvinli şairlerin yanı sıra, Artvinli olmayan şairlerin Artvin için yazdığı şiirlerin de yer aldığı kitapta 500 şiir bulunuyor. Her Artvinlinin kitaplığında bulunması gereken bir kitap.

İsteme Adresi:
Şahver Karasüleymanoğlu
Gözdeğmez Sokak 3/6 DEMİRLİBAHÇE-ANKARA






Kitabu't-TabihMuhammed b.-El KerimKitap Yayınevi, 2009
Enlarge
Kitabu't-Tabih
Muhammed b.-El Kerim
Kitap Yayınevi, 2009
Sicilya KonuşmalarıElio VittoriniHelikopter Yayınevi, 2010
Enlarge
Sicilya Konuşmaları
Elio Vittorini
Helikopter Yayınevi, 2010
Semavi Eyice KaynakçasıHaz. Y. Akçaoğlu–S. DoğanKitap Yayınevi, 2009
Enlarge
Semavi Eyice Kaynakçası
Haz. Y. Akçaoğlu–S. Doğan
Kitap Yayınevi, 2009
Rize Spor TarihiFatih Sultan KarRize Vitrini Ajans
Enlarge
Rize Spor Tarihi
Fatih Sultan Kar
Rize Vitrini Ajans


Türkiye'de Liderler ve DemokrasiEd. M. Heper, S. Sayarı, Çev. Zühal BilginKitap Yayınevi, 2008
Enlarge
Türkiye'de Liderler ve Demokrasi
Ed. M. Heper, S. Sayarı, Çev. Zühal Bilgin
Kitap Yayınevi, 2008
Geleneksel Türk Tiyatrosunda ZennelerÇiğdem KılıçKitap Yayınevi, 2008
Enlarge
Geleneksel Türk Tiyatrosunda Zenneler
Çiğdem Kılıç
Kitap Yayınevi, 2008
Gurbet PastasıUğur Biryolİletişim Yayınları, 2007
Enlarge
Gurbet Pastası
Uğur Biryol
İletişim Yayınları, 2007
Çanakkale Savaşı Kanlısırt Muharebesi 25 Nisan 1915Peter WilliamsKitap Yayınevi, 2009
Enlarge
Çanakkale Savaşı Kanlısırt Muharebesi 25 Nisan 1915
Peter Williams
Kitap Yayınevi, 2009
KaradenizCharles KingKitap Yayınevi, 2008
Enlarge
Karadeniz
Charles King
Kitap Yayınevi, 2008
Şükûfe Nihal Bütün Eserleri-4Kitap Yayınevi, 2009
Enlarge
Şükûfe Nihal
Bütün Eserleri-4
Kitap Yayınevi, 2009
Folklor/Edebiyat
Enlarge
Folklor/Edebiyat
Çay KitabıMustafa DumanKitabevi Yayınları, 2005
Enlarge
Çay Kitabı
Mustafa Duman
Kitabevi Yayınları, 2005