Tao
From Artvin Ansiklopedisi
Erzurum’un kuzeyi ile Çoruh Nehri'nin orta bölümünü kapsayan tarihsel bölgenin ortaçağdaki adı. Bölge, yazılı kaynaklarda ilk kez İÖ 1112 yılında Asur Kralı I. Tiglatpileser’in çiviyazılı tabletlerinde Daiaeni adıyla geçer. Daiaeni adı belki de, Gürcü kaynaklarında Tao, Ermeni kaynaklarında Taik / Tayk, Bizans kaynaklarında Tais, Hellen dilinde Taokhoi biçiminde geçen Tao adının en eski biçimi idi. Taok, Taokh adlarıyla bilinen bu bölge halkının adı da Helen dilinde Taokhos idi. B. Umar, Taokhos adının etimoloji için “Taokhos adının aslı, Ermenicenin ethnika takısı –ukh ile türetilmiş olmalı. Aslı belki Da-ukh, “Ada/Da (Ana tanrıça) Halkı” idi diyor (Umar, 765).
Atinalı Ksenophon, “Onbinlerin Dönüşü”nü anlattığı Anabasis adlı eserinde, İÖ 400 yılı başlarında, şimdiki Muş–Bingöl–Pasinler üzerinden Çoruh boyunda Taokhoslar ülkesine girip Erzurum-Bayburt yoluyla Trabzon’u anlatırken, tarihte ilk kez bir tanık olarak Tao’nun savaşçı halkını tanıtır.
Ermeni tarihçisi Khorenli Moses’in coğrafyasında, İS 4. yüzyılın sonunda Tao eyaletinin 9 sancağa ayrıldığı bildiriliyor.
Roma Kayseri I. Teodosyus, 379 yılında Arsaklı hanedanlığının iki şehzadesinden Val Arsak Han’a Arsaklı ülkesinin batı kesimini, ağabeyi III. Arsak Han’a da doğu kesimini verdi. Bu paylaştırmada Tao eyaleti, Val Arsak’a düştü. Onun ölümü üzerine, bütün Batı Arsaklı ülkesiyle birlikte Tao eyaleti de 387 yılında İstanbul’a bağlanıp, Roma himayesine girdi.
408-410 yılları arasında, Kartli (Gürcistan) Krallığı idaresinde kalan Tao, Arsaklı hanedanının ortadan kaldırılmasıyla (428) İran Sasani Devletinin eline geçti. Bizans Hükümdarı I. Justinyanus ile Sasani Hükümdarı I. Hüsrev arasında 531 yılında yapılan barış antlaşmasında Tao, Bizans’a bırakıldı. Bundan sonra bölge, 575 yılına kadar Bizanslıların elinde kaldı.
645 yılına kadar İranlılarla Bizanslılar arasında sürekli el değiştiren bölge, 645-646 yıllarında Arap-İslâm ordularının işgaline uğradı ve vergiye bağlandı. 653’te II. Konstantin, Tao’yu geri aldı. Bölge, Arap ve Hazar akınlarına uğradıysa da hakimiyet Bizanslılarda kalmaya devam etti.
9. yüzyıl başlarına kadar Tiflis’teki Arap-İslâm Emirliği’nin hizmetinde bulunan Kartli (Gürcistan) Bagratlıları temsilcisi Aşot, Araplarla arası açılınca, hanesi ve maiyetiyle birlikte Bizans sınırları içerisinde kalan Şavşat ve Klarceti (Ardanuç kesimi) bölgelerine gelip yerleşti ve kendini Bizans vasalı olarak ilan etti. Bulunduğu bölgelerde bağımsız bir beylik oluşturmaya girişen ve kurduğu beyliğin başkenti olarak eski kale-kent Ardanuç’u seçen Aşot, kenti onarımdan geçirerek imar etti ve güzelleştirdi. Aşot’un kurduğu beyliğin adı Tao-Klarceti Beyliği idi ve Tao ile Klarceti toprakları içerisinde kalıyordu. Bu beylik, Bagratlı Hanedanlığı, Bagratlılar olarak da bilinir ki bu hanedanlık, 1000 yıldan fazla ömür sürdü ve dünyanın en uzun ömürlü hanedanlıklarından birisi oldu.
Aşot ölünce (826), yerine tahta geçen I. Bagrat Kuropalat, 875 yılında hakimiyeti altında bulunan yerleri iki kardeşi arasında paylaştırdı. Ortanca kardeşi Guram Bey, Ardanuç Kalesinde oturup, Klarceti, Şavşat, Ardahan, Ahıska, Ahılkelek bölgelerinin beyliğini yaptı. Küçük kardeşi Adarnase (875-881) de Tortum’da oturup, Tao’ya bey oldu. II. Adarnase’nin kardeşi I. Sembat (923-958), Bizans’tan “Kurapalat” unvanını aldı ve Bagratlı Hanedanlığının tahtına oturdu. Bundan sonra tahta, oğlu II. Bagrat geçti. II. Bagrat ölünce, Davit, Bizans’tan “Kurapalat” unvanını alarak tahta çıktı. Davit Kurapalat, tüm ülkesinin Bizans Kayseri II. Basil’e verilmesini vasiyet etti.
Davit Kurapalat, 975 yılında evlatlığı III. Bagrat’ı Kartli’ye kral atadı. Bagrat’ın yaşı küçük olduğundan Bagrat’ın babası Gürgen’i de Kral Bagrat’a danışman yaptı. 1001 yılında Davit Kurapalat ölünce, Bizans Kayseri II. Basil, kalabalık bir ordu ile Tao’ya doğru harekete geçti. III. Bagrat da babası Gürgen ile birlikte Tao’ya yürüdü. III. Bagrat’ın niyeti Davit Kurapalat’ın mirasçısı olarak onun ülkesine sahip olmaktı, fakat savaşta kaybeden taraf kendisi oldu ve Tao-Klarceti Bizanslıların eline geçti.
Yedi yıl sonra, 1008’de III. Bagrat’ın babası Gürgen öldü ve ona kendi idaresi altındaki bölgeler olan Şavşat, Klarceti, Samtshe-Cavaheti eyaletlerini bıraktı. 6 yıl sonra da III. Bagrat öldü (1014) ve yerine I. Giogi tahta çıktı. I. Giorgi, 1014-1016 yıllarında Bulgarlarla savaşmakta olan Bizans Kayseri II. Basil’in bu sıkıntılı durumundan yararlanarak Tao-Klarceti’yi işgal etti.
Bizans Kayseri II. Basil, Gürcistan’a iki kez saldırdı ve iki savaşta da I. Giogi kaybetti. Bunun üzerine II. Basil ile antlaşma imzalamak zorunda kaldı. 1023’te imzalanan antlaşma ile Tao, Göle, Ardahan ve Cavaheti toprakları Bizans’a bırakıldı.
I. Giorgi, 1027 yılında ölünce yerine oğlu IV. Bagrat tahta çıktı ve Bizanslılarla mücadeleler bunun zamanında da sürdü. IV. Bagrat, sonunda barış ve dostluk karşılığında kendi kızını gelin olarak Gürcü Kralına veren Bizans İmparatoru III. Romanos Argyros ile barış yaptı ve Bizans unvanları olan “Nobilisimos” ve “Sebastos” unvanlarını aldı. 9. ve 10. yüzyıllarda Tao-Klarceti oldukça zengindi. Bu bölgenin yerli oymaklarından Meshiler tarım sahasında yüzyıllar boyunca büyük şöhret yapmışlardı. Meshiler, Şavşiler ve Tao-Klarceti’nin diğer yerli oymakları o derece çok buğday üretiyorlardı ki ürünleri iç tüketimi karşıladıktan başka dış piyasaya da sürülüyordu. Bu yerli oymaklar bağcılık, şarapçılık ve hayvancılıkta çok ileriydiler. 9. yüzyılda Grigol Handzteli, Çoruh boyunda birçok manastır kurmuştu. Bu manastırlarda ileri düzeyde eğitim veriliyordu. Manastırlar, kültürel ve ekonomik etkinliklerin merkezleri durumuna geldi. Harap olan ülkenin birçok yerinde kültürel yaşam yeniden canlandı ve gelişti. Tao-Klarceti’deki İşhan, Tekkale (Döertkilise), Barhal, Opiza, Bana, Haho manastırları bu yüzyılların mimarî eserlerindendir.
8. yüzyıldan itibaren Tao-Klarceti’de keşişler anatomi, tıp, tarih ve astroloji bilim dallarında bilimsel çalışmalar yapıyorlardı. Ayrıca felsefe, Gürcü dili konularında eserler yazılıyor, Yunanca’dan çeviriler yapılıyordu. 10. yüzyılın sonlarına doğru Ardanuç’lu İoanne, 11. yüzyılda ise Tukharis’li Saba (Saba Tukareli) kendini göstermişti. İoanne, dini konularda eserler vermiş, Yunanca’dan Gürcüce’ye çeşitli çeviriler yapmıştı.
Tao, 1068’de Alp Arslan tarafından Selçuklu topraklarına katıldı. 12. yüzyılın ilk çeyreğinde de Çoruh boylarına Kıpçaklar yerleşmeye başladı.
13. yüzyılın ilk yarısında Moğol ve Türkmen akınlarına uğradı. 1267’den itibaren Ahıska’da kurulan Atabekler Hükümetinin idaresine girdi. Osmanlı hakimiyetine kadar Türkmenler, Gürcüler ve Akkoyunlular arasında mücadelelere sahne oldu.
Kanuni Sultan Süleyman devrinde, Erzurum Beylerbeyi Dulkadırlı Mehmet Han, H. 943 (M. 1536/37) yılında eyalet askeriyle Bayburt’tan kalkıp, Çıldır (Ahıska) Atabekleri elindeki Çoruh boyu kaleleri üstüne ilk akınını yaptı. Bu harekât ile İspir’den Macaheli’ye kadar olan Çoruh boyu Osmanlı hakimiyeti altına alındı ve Çoruh boyuna “Livane sancağı” adı verildi. Yusufeli’nin Çoruh kıyısında bulunan bugünkü Peterek (Çevreli) köyündeki Pert-Eğrek / Peterek Kalesi, Livane sancağının merkezi yapıldı.
Ancak kısa bir süre sonra elden çıktığı anlaşılan bu bölge, 12 yıl sonra yine Kanuni Sultan Süleyman devrinde, Vezir Kara Ahmet Paşa tarafından 1549’da yeniden ve kesin olarak itaat altına alındı ve Pert-Eğrek, Nihah (Yokuşlu) ve Livane kalelerine sancakbeyleri tayin edildi. Bundan sonra bölge, çeşitli idari birimlere ayrılarak, Osmanlı Devleti idaresi altında kaldı.
Bibl: Allen, W.E.D.; Ortaçağ Gürcü Yazını, Çveneburi, 38: Ekim-Aralık 2000 ▪ Artvin İl Yıllığı (1973) ▪ Artvinli, T.; Yusufeli, Yusufeli Kaymakamlığı yayını, Ankara, 2000 ▪ Berdzeneşvili N.-Canaşia, S.; Gürcüstan Tarihi (çev. Hayri Hayrioğlu), Sorun Yayınları, İstanbul, 1997 ▪ Kırzıoğlu, M. F.; Kıpçaklar, ……. ▪ Umar, B.; Karadeniz Kappadokia’sı (Pontos), İnkılâp Kitabevi, İstanbul, 2000
| Ksenophon’da Tao |
| “(Mevsim kış olup, M.Ö. 400 yılının Ocak ve Şubat aylarıdır). (Hınıs bölgesindeki bir köy muhtarından kılavuz alındı.) Komşu ülkenin, Asyanikler’den Halipler yurdu olduğunu haber vererek, oraya giden yolu da tarif etti. Bundan sonra Helen ordusu (Yukarı Pasın’dan) Aras boyuna (Çobandede’ye doğru) günde beş parasang (26.100 m.) giderek, yedi gün Phasis (Aras’ın Pasinler’den geçen kolu) Irmağı boyunca ilerlediler. Bundan sonra iki günde on parasang (52.200 m.) giderek dağların ovaya (Pasinler’e) inmek için aşılacak yerinde (Sakaltutan Dağında) Halibler, Tavoklar ve Phasianlar ile karşılaştılar. Düşmanların esas kuvveti dağa çıkan yolda kaldı. Bir takımı da dağın doruğuna tırmanan Helenlerin üzerine vardı. Henüz esas ordular birbirleriyle çarpışmadan, tepedeki birlikler arasında boğuşmalar başladı. Fakat Helenler galip geldiler ve düşmanı kovaladılar. Ovadaki düşman kolu da bozulup kaçtı. Helenler, sonra ovaya inerek her türlü yiyeceklerin bulunduğu köylere vardılar. Bu yerlerden sonra, (Oltu çayı boyunca) Tavoklar ülkesine girdiler. Ve beş günde 30 parasang (156.000 m.) yol gittiler. Bu sırada yiyecekleri bitti. Çünkü Tavoklar neleri varsa yanlarına alarak müstahkem (sağlam, korunaklı) yerlere sığınmışlardı. Yollardan geçen Helen askerlerine tepelerden taşlar yuvarlayarak, telefat verdiriyorlardı. Şehir ve köy değil de çitlerle çevrili bir konak yerinde birçok kişilerin toplandığı ve tepelerden taş atarak müdafaa edilen yeri, planlı bir hücumla alabildiler. Fakat girenleri korkunç bir manzara karşıladı: Kadınlar, önce çocuklarını uçurumdan aşağı attılar, arkalarından kendileri de atladılar. Bunları erkekler de takip etti. Artçı Yüzbaşılarından Stymphalos’lu Yüzbaşı Ainelas, güzel elbiseli bir erkeğin uçuruma atılmak istendiğini gördü ve engel olmaya kalkıştı. Fakat adam onu da birlikte sürükledi. İkisi birden yuvarlandılar ve kayalar üstünde can verdiler. Burada pek az insan sağ olarak ele geçti. Fakat buna karşı pek çok sığır, koyun ve eşek yağma edildi. Bundan sonra batıya dönülerek İspir-Bayburt bölgesindeki Halibler ve Skythenler (İskit) içerisinden Trabzon’a varıldı...
Ksenophon, Anabasis, s. … |
