Horon
From Artvin Ansiklopedisi
Halk ağzında Horon, Horom. Karadeniz bölgesinde Samsun sınırlarından Gürcistan sınırına kadar olan bölgede, düğün, nişan, asker uğurlama, yayla şenlikleri gibi toplu eğlencelerde kaval (Of, Sürmene, Hopa Kemalpaşa), davul-zurna (Ordu, Giresun, Trabzon, Gümüşhane, Artvin), kemençe (Ordu, Giresun, Trabzon, Rize, Gümüşhane, Artvin), akordeon (Artvin Borçka, Şavşat) ya da tulum (Rize, Artvin) eşliğinde, yalnız erkekler (erkek horonu), yalnız kızlar/kadınlar (kız horonu) ya da kız-erkek karışık (karma horon) olarak; türkü eşliğinde (sözlü horon) ya da sadece çalgı eşliğinde; düz çizgi, yarım daire ya da halka yapısı formunda; hızlı ve çevik hareketlerle oynanan geleneksel halk oyunlarının genel adı. Bölge dışında, savaşlar sonucunda göç edip daha çok Adapazarı, İzmit, Bolu, Bursa gibi illere yerleşen Karadenizli muhacirler ile 1923 mübadelesinde bölgeden Yunanistan’a gönderilen Hıristiyan Rumlar ve Gürcistan’ın Acara bölgesinin halkı tarafından, horon milli bir dans olarak oynanmaktadır. Düz Horon, Deli Horon, Acara Horonu, Hemşin Horonu, Artvin yöresinde oynanan horon çeşitlerinden birkaçıdır.
Düz sıra halinde veya dairesel olarak oynanılan horonda, hangi formun orjinal olduğunu saptamak oldukça güçtür (Öztürk, 2005).
Karadeniz dışında Anadolu ve Yunanistan’da çeşitli halk oyunlarında her iki formda yaygındır. Lucian’ın (MS 125-190) bahsettiği geleneksel oyuncuların zincir oluşturduğu dans aynı isimle halen daha Ege adalarında oynanılmakta olup, önce birbirinden ayrı oynayan erkek ve kadın gurupların karışarak oyunu birlikte oynaması Karadeniz horonlarında da izlenmektedir (Öztürk, 2005).
Artvin horonları, Rize ve Trabzon gibi sahil kesiminde oynanan horonlara göre daha değişik bir yapıdadır. Sahilde oynanan horonlarda, çok hızlı omuz silkme ve ayak sallama figürleri karakteristik iken, Artvin horonlarında hareketler daha çok tüm vücudun hareketi, ayakların sertçe yere basması vb. biçimindedir. Yine sahil horonlarında çalgı kemençe iken, Artvin’de tulum ve akordeon dur. Öztürk de Trabzon Bölgesi horonlarını daha doğudaki Laz, Hemşin, Gürcü horonlarından ayıran önemli bir farkın Trabzon horonlarında öne çıkarılan omuz silkme figürü olduğunu yazıyor (Öztürk, 2005).
A. Adnan Saygun, sahilde oynanan horonlar ile Artvin'in iç kesimlerinde oynanan horonların farklı yapılarda olduğunu, bunları birbirinden ayırmak gerektiğini vurguluyor: "Artvin mıntıkası oyunlarına umumiyetle verilen isim “horon”dur… Bunlarla Karadeniz horonlarını birbirine karıştırmamak lazımdır" (Saygun, 1937).
En az beş kişi ile oynanan horonlar, oyunları iyi bilen, yaşça büyük, sevilen ve sayılan bir kişi tarafından yönetilir. Oynayanları coşturmak için söylenen “kollar dik”, “dik oyna” “vurdu-çıktı” gibi komut ve “ii-hu ii-hu!” gibi naralarla oyuncular daha da neşelenir ve hareketlenirler.
Erkekler tarafından oynanan horonlar ne kadar hızlı ve sert ise, kadınların oynadığı ve “kız horonu” denen horonlar da o kadar yumuşak ve zarif hareketlerle oynanır. Kadın-erkek karışık oynanan horonlarda bu hızlı ve sert hareketlere kadınların da uyum sağladıkları, erkekler kadar ustalıkla oynadıkları görülür.
Horonlar, türkü eşliğinde (sözlü horon) ya da Sallama, Sıksara (Sera) horonlarında olduğu gibi sadece çalgı eşliğinde, sadece kadınlar (kız horonu), sadece erkekler (erkek horonu) ya da kadın erkek karışık (karma horon) olarak, düz bir sıra halinde ya da halka oluşturularak oynanır.
Saygun, Artvin horonlarını genel olarak “koşmalı horonlar” ve “koşmasız horonlar” diye ikiye ayırıyor ve “seyahat esnasında koşmasızlardan bir-ikisini mümkün oldu ise de koşmalı nev’ine hiç tesadüf edemediğim cihetle bu nev’ine ait misâl veremiyeceğim” diyor ve şöyle devam ediyor:
“Düz horonlara gelince: Koşmasız horonlar, Artvin’in esas sazı olan “tulum zurna”nın refakati ile icra edilirler. Tulum zurnanın her raksa aid olarak mütemadiyen tekrarlandığı kısa motifleri icra eden sazcının, melodinin ritmine göre ayağını vurması âdettir. Bu oyunların birçok nev’ileri vardır: “Deli horonu”, Sâlyabasa, Titreme oyunu, “Kabak havası” bu cümledendir. Bunlara âid olarak kısa motifleri sazcı icra ederken, oyuncuların teşkil ettiği halkanın ortasında bulunur. Oyuncuların yarım daire halinde raks etmeleri de vakidir" (Saygun, 1937).
Çamlıhemşin’den horon çeşitleri: Rize, Hemşin, Yüksek Hemşin, Papilat, Memetina, Bakos, Çarişka, Aleka, Sırtlı, Mahmutoğlu, Gant, Hevrek, Hanlakıt, Yali, Çano (Ayder Bülyeni) (Öztürk, 2005).
Her horonun bir pişme, coşma noktası bulunmaktadır. Oyuncuların elleri yukarı-dayken horonbaşının ya da kemençecinin "şimula" ya da "alaşağı" komutuyla horoncular adım atarak omuz titretme hareketini içeren aşağı alma hareketini yaparlar. Horon oyna-yanlar, kemençeci hatta seyredenler oyun sırasında kendilerinden geçerek anlamsız sesler çıkartabilir, horoncuları gayrete getirmek için naralar atabilir, tıslayabilir ya da gayret sözleri sarfedebilirler (Öztürk, 2005).
Artvin ili, Borçka ilçesinden bu tür sözlere örnekler (Gürcüce): Şuhto bico (oyna oğlan), şeni celi (senin belin), şeni hdeba (sana yakışır), elias gogonebia (elias kızlar), hehe lamazat lamazat (hehheh güzel güzel), gogonebia ahla (kızlar şimdi), pehpeh suhto suhto (atla atla), hoho çemo hute (sarıl bana), ahla bicebo (şimdi oğlanlar), rcalebi geyhade ahla (geline bak şimdi), malemoooy (çabuk gel)... (Öztürk, 2005). Horonlar, horonbaşının verdiği komutlarla oynanır. Artvin horonlarında verilen bu tür komutlara örnekler: Deli Horon’da: Başla, başla-işle, işle, işle-kollar üste, kollar siya-kındır oyna, dura dura-kollar çabuk-gel oguna diza-vur orta topuk, gel horo, alasiya, az vur oyna, tek çökme. Hemşin Horonu’nda: Siya, siya-savuş, savuş-geldum, geç-geç-te, dura-geldi Hemşin.
Horon terminolojisi
Horon oynamak (Rize); Trabzon Rumcası horon aspezume “horon oynamak” (Dernekpazarı Zenozana); horon etmek (Of Doğanköy, Of Yığa, Rize); Trabzon Rumcası horon aseftame “horon etmek, horon yapmak” (Dernekpazarı Zenozana, Tonya); horon dönmek “ (Trabzon Merkez Kemerkaya mah); horon kurmak (Vakfıkebir Melekşe, Akçaabat); horon tepmek (Artvin, Şalpazarı, Giresun, Vakfıkebir Geyikli); horon çevirmek (Artvin, Rize); horon dizmek (Rize). Çepni ağzında diğer bölgelerden ve etnik guruplardan farklı olarak “horon tepilmesi” terminolojinin etnik dağılımı hakkında fikir vermektedir. Balkanlarda yaşayan Yörükler de benzer şekilde, yerel danslarını “hora tepmek” (< Yunanca hora “dans”) olarak adlandırmaktadır (Öztürk, 2005). Hopa ve Rize’de horon çevirmek ve horon dizmek bileşik fiilleri kullanılır. Horon çevirelim veya horon dizelim derler. Horonlamak, horon yapmak, horon çekmek gibi yardımcılı başkaca hiçbir fiil şekli, hiçbir bucakta kullanılmaz (THOK, Oyunlara dair dağınık notlar md: II 198; Rize oyunları md: II 225).
Maçahel’de sama “dans, dans etmek” (< Gürcüce sama) anlamında olduğu halde bu bölgede yaşayan Gürcüler, danslarını, tıpkı komşuları gibi horon olarak adlandırmaktadır (Öztürk, 2005).
Horon etimolojisi
Kimi yazarlar, horon / horom adının ve bu oyun çeşitlerinin, oyunlarda ot biçme, biçilen otların horon yapılması gibi figürler içerdiğinden, Artvin halk dilinde "balya, ot demeti" anlamındaki horon / horom sözcüğü ilgili olduğunu öne sürerler. Bu çeşit halk oyunlarına Gürcüler horumi, Acaralılar horom derler. Horon / horom sözcüğünün kökeninin Yunanca horeia olduğunu, hora tepmek’ten bozulduğunu ileri sürenler olduğu gibi, öz Türkçe bir sözcük olduğunu yazanlar da vardır.
Ahmet Vefik Paşa, Lehçe-i Osmanî’de şöyle diyor: “Hara: Yunani’den raks nevi, oyun. Hora depmek: Raksetmek.” Hora sözünün Yunancalığı halk etimolojisini ilk yazan sözlükçümüz A. Vefik Paşa’dır (THOK, Hora md: II 24). Rumca’nın yakın zamana kadar lingua Franca olduğu Trabzon, Rize illerinin büyük bölümü ve Giresun, Ordu, Samsun kent merkezleri bir tarafa bırakılırsa, bir Kafkas dili olan Lazca konuşan halkın, Ermenice’nin bir dialektini konuşan Hopa Hemşinlilerinin, Şalpazarı, Espiye ilçelerinde yoğun olarak yaşayan Türkmenlerin biricik yöresel danslarını, Yunanca dans anlamına gelen bir terimle adlandırmaları ilgi çekicidir (Öztürk, 2005).
Osmanlı Çingenelerinin de kendi dillerinde khoros kelimesini dans anlamında kullandığı kayıtlıdır: kelenas khoros “dans ediyorlardı” (Öztürk, 2005).
İsrail ve Romanya’da halka şeklinde özellikle düğünlerde yapılan dansların adı horadır (Romence hora mare “büyük hora”) (Öztürk, 2005).
Ermenice xoran “ibadet mekanı”, dialektlerde “altar; kilise” (Muş) > Anadolu Türkçesinde horan “toplantı” ve Gürcüce xorom “saman yığını.” Gürcüce, Ermenice xorom “henüz bağlanmamış kuru ot veya buğday sapı demeti” kelimeleri köken teorileri olarak ciddiye alınabilirse de antik Yunanca horos (χορός) “dans; dansçı topluluğu; koro topluluğu” kelimesi Anabasis’te de geçmekte olup, en muhtemel etimolojik adaydır (Öztürk, 2005). Horos kelimesinin Anabasis’te dans anlamının yanı sıra, birbirine paralel sıralanmış dansçı ve şarkıcı topluluğu anlamına da gelmesi bu teoriyi doğrulamaktadır: “Korocular gibi birbirine paralel sıralanıp yaklaşık olarak yüzer kişilik sıralar oluşturdular” ANBS V. 5. 12.
Kelimenin aynı anda hem dansçı hem de şarkıcı anlamını içermesi, ilk horoncuların da bugün bazı sözlü horonlarda olduğu gibi hem söyleyip hem de dans etmelerinden kaynaklanmıştır.
Yine Yunanca horeo (χορεύω) “...şarkı söyleyip dans ederek götürüyorlardı” ANBS IV. 7. 16, “(Mosinikler) ölülerin başlarını kesip, dans edip kimbilir ne anlama gelen bir şarkı söyleyerek” V. 4. 17, 237 kelimeleri de dans ederken şarkı söylemeyi de içeren bir anlamda kullanılmıştır. Bunun yanı sıra yine Anabasis’te geçen (h)orhiome (ορχέομαι), orhisis (ορχησις) “dans” ADIC 161 “akıllarına esen yerde seyirciler önündeymiş gibi dans ediyorlardı” ANBS V.4. 34, “Thraklar kalkıp silahlı olarak flüt sesiyle dans ettiler” ANBS VI. 1. 5; ADIC 161 kelimelerinde ise müzik eşliğinde şarkı söylemeden dans etmek kastedilmiştir (Öztürk, 2005).
Herodotus, The Histories’de (editör A. D. Godley) kelime horon (χορον, χορων) formunda, “dans” anlamında kullanılmıştır.
Aynı şekilde Aristophanes, "Acharnians" adlı eserinde dans anlamında horon (χορόν) formunda kullanılmıştır Yine horos (χορός) “dansçı, şarkıcı topluluğu, koro” anlamıyla antik Yunanca kayıtlarda geçmekte olup Antik Yunanca horos Latince’ye de “chorus, chorea” formuyla geçmiştir: Latince kayıtlarda chori, chorum formları da kayıtlıdır (> İngilizce chorus, Almanca chor, İspantolca coro, Fransızca choeur).
Tonya Türkçesinde kullanılan horopus (etmek) “neşeli bir biçimde yerinde tepinme, oynama”, Balkan Türkleri arasında dans etme anlamında kullanılan “hora tepmek” (Giresun ve Şalpazarı Türkmenlerinde “horon tepmek”) kelimeleri de horos dolayısıyla Yunanca orijini kesinleştirmektedir. Batı dillerinde ve modern Türkçe’de kullanılan koroegrafi kelimesi de Yunanca orijinlidir (khororgrafia [Xορογραφία] horos (Χορός) “dans; oyun” + grafo (Γραφω) “yazmak”.
Yunan mitolojisinde Horae mevsim tanrıçalarının adı olup gökyüzü ve Olimpos dağının bekçileridirler. Onlar hayatı süslemekle görvelidirler. Aphrodite doğduğunda Horae onu sevinçle karşılamış ve cennete özgü kıyafetlerle giydirmiştir (Öztürk, 2005).
İsmat Zeki Eyüboğlu: Hora: gr. khoros / khoreia (birçok kişinin elele tutuşarak oynadıkları halk oyunu)dan hora-horo... Karadeniz kıyılarında horon denir. Türkçede Batı’dan alınma koro sözcüğünün kökeni de gr.dir…(TDES: 327)
Horon / Horom sözcüğünün hor / kor kökünden geldiğini, Türkçe olduğunu savunanların en başında M. Ragıp Gazimihal gelir. Gazimihal, Türk Halk Oyunları Kataloğu (metnin bundan sonrasında THOK kısaltmasıyla gösterildi) adlı üç ciltlik eserinin Horan, Horom, Horon, maddelerinde ve yeri geldikçe diğer bazı maddelerde de bu görüşünü ısrarla dile getirir ve savunur:
Hor kelimesinin Arap harfleriyle imlâsı “hı” başlangıç harfiyleydi. “Khor” gibi hırlak mahreçle (çıkakla) söylenir. Etimolojisi Farsça “Khor”: Güneş veya Yunanca “Xorus”tan gelmiş saymakta acele edilmemelidir. Yurdumuzun çok uzaklarındaki Asya ülkelerinde nâdir bir emsal hatırlatırsak üstteki ihtiyat kaydının sebebi de kendiliğinden anlaşılır. Karagas Türklerinde (Yenisey eyaletinde) düğünün üçüncü günü genç kız ve delikanlılar “hor” olarak türküler çağırırlar. Köylü kelimelerindendir. Sıra oyunu demektir (THOK, Hor md: II 24). Horum, Horon, Horan zincirlemesi başkadır. Hepsinin esas manâsı yığın ot ve sap demeti demek olup, toplu oyun anlamları dizilişe benzetilmiştir (THOK, Horan md: II 11).
Gazimihal, Karadeniz bölgesi dışında, Anadolu’da oynanan çeşitli oyunlardan da örnekler veriyor: Hor, Mardin’in bir sıra oyunu çeşididir. İrticalî (doğaçlama) tepinme gelişigüzelliğiyle esas oyunlardan ayrıldığı için oynanılmasına “hor tepme” derler… Van’da aynı isimde bir sıra oyunu vardır (THOK, Hor md: II 24). Diyarbakır’da Çermik ilçesinin Sinek köyünde “hora” çeşidi vardır. Davul-zurnalı mahalli karma oyunlar faslı sonunda ve derneğin bitmesi saatlerinde yine karma halde (veya kadınlar ayrı olarak) hora teperler. Yine oradan Kulp ilçesinden sözlerine göre “Kürtçe Hora” denilen çeşit vardır. Yer elverişli olursa 40-50 kişi karma halde veya kadınsız olarak halkada yer alırlar. Vilayetin Osmaniye ilçesinden Hilar, Salman ve diğer bazı o yöre köylerinde de aynı görenek geçebilmişti. 3-50 kişi, karma halde, davul-zurnayla teptiklerinden, asıl oyunların tarz zevki Hora’ya da biraz sinmiştir. Erzincan yöresinde Hora adlı bir oyun çeşidi vardır. 5-6 kişilik erkek oyunudur. İkitelli denilen sazla oynanır. Tunceli’nin Çemişgezek ilçesinin Başekrek köyü sıra oyunlarının dördüncü ek çeşidi olan “Hora”nın havası ayrıdır. O vilayetin başka hiçbir bucağında Hora adı bilinmiyor. Adı geçen köyün kadınları katiyen Hora tepmezler ki dikkati çeken bir çekingenlik ısrarıdır. Totat’ın Reşadiye ilçesinin Hasanşeyh, Kızılcaviran ve Tavara köylerindeki oyunlar arasında Hora adlı çeşit ilaveten vardır. Düğün ve dernek günlerinde 5-10 erkek dizilenip “mutlaka yalnız kaval eşliğiyle” kalgıyıp tepinirler. Başka çalgı ve kadınların buna katiyen katılmamasından çoban işi bir erkek alıntısı olduğu anlaşılır. Ankara’nın Nallıhan ilçesinin iki üç köyünde asıl oyunlar arasında yarı sportif mahiyette sayılırdı ve Hıristiyanlardan alınmalığı bilinerek Hora çeşidi de çoğu zaman düğün ve bayram şenliklerinde değişiklik olsun diye tepilir. Çankırı’nın bir-iki köyünde, o arada mesela Dumeli köyünde bağlama ve türküyle bir veya iki erkek tarafından sönük bir horan çeşidi oynanır. Niğde’nin Bor ilçesinde Hora, Horan veya Horon adlı üç ayrı çeşidi yürüten üç-beş köy vardır. Her biri üç çeşitten birini oynar. Kuzeyden alınma oyunlardır. Eskişehir’in bir-iki göçmen köyünde şu taşra tertipleri tespit edilmiştir: Hora, Horra ve Polka. Birincisi Mihalıççık ilçesinin Sarıyar köyünde halkalanılarak tepilir. Horra da toplu ve karmadır… Karadeniz yakasından, Trabzon’un Pulathane ilçesinde düğün ve bayramlarda herkesçe “hora” tepilebilir. Horanlar gibi zarif ve figürlü olmayan gelişigüzel bir toplaşıp sıçraşma çeşididir. Yarı sportif mahiyette bir tahammül gösterisidir. Samsun’un merkez ilçesinin yalnız Papasköy yöresinde davul ve çift zurna eşliğiyle yürütülen ve sırf erkeklere mahsus kalan bir toplu çeşide Hora denilmektedir. (THOK, Hora md: II 24-25).
Yılmaz Öztuna: Halk arasında ‘hora tepmek’ şeklinde de ifade edilen bu oyun, Doğu Karadeniz’in karakteris-tik dansı olup, Türklerden Rumlara geçmiştir (Büyük Türk Musikisi Ansiklopedisi). Gazimihâl’in verdiği örneklere bir ekleme daha yapılabilir: Kıpçak dilinde urun- ‘tepinmek, oynamak’ (KTS). Ayrıca Rusça horovod ‘halka oyunu’.
Bibl: Eyüboğlu, İ. Z.; Türk Dilinin Etimoloji Sözlüğü • Gazimihâl, M. R; "Horanlarımız", Türk Folklor Araştırmaları, sayı 137, Aralık 1960 • Kıpçak Türkçesi Sözlüğü; TDK • Öztürk, Ö.; Karadeniz, Ansiklopedik Sözlük, "Horon" maddesi, C: 1, s. 527-532, İstanbul, 2005
| Mahmut R. Gazimihâl: Horanlarımız |
| Yunanca’da khorus şarkılı halka oyunu demektir ki, Latince’de khorea oldu… Avrupa dillerinin oyunla ilgisi olmayan “koro” kelimesi başka ve işte bunun aslı Yunanca horus’tur. Horus kelimesi Türkçemizde tutunmamıştır. “Hora tepme” birleşimindeki kelimeyi Yunanca sanmak aceleliğini bizde ilk defa Ahmet Vefik Paşa işlemişti (Lehçei Osmanî). Neslimize kadar bu dalgaya kapılmıştık. Son zamanlarda oyunlar konusunu etraflıca işlerken kendim ancak ayılabildim… Bir kelimenin semt semt bozulmalara uğraması çoğu zaman kısalmalar şeklinde olur. Trabzon tarafları fetholunmazdan önce Bahrülgarâib’i yazan Halîmî, “horan depmek”, Evliya Çelebi “hora depmek” diyorlar. Hora tepmek, sonraki söyleniştir. Böylece, hora, bozuk bir kısaltmadır, yabancı asıldan kelimelere dönmüştür… Karadenizli bir bilginimiz şu doğru inancını yazdı: “Horon adı topluluk ve yığın anlamlarındadır: ot horonu, buğday horonu gibi. Horom diyen köyler de vardır.” İlâve edeyim: Horun, horum diyen köyler de biliniyor. Giresun taraflarında horan derler. Horan, türlü yakın anlamlarla güneye kadar yaygın olduğu gibi, Horan adlı köylerimiz de vardır. Hiçbir Horon köyü yurtta yoktur. Kaşgarlı Mahmud, “Horum, taş yığını, yoğun kaya. −Korum, yığılmış mal, yığın: Ol korum buldı = O, bir yığın mal buldu” diyor (XI. m.y.). −Horon tipli oyunlar da, sap demet ve yığınları gibi, bir topluluk ve diziliş, hem de sırasında oyun, bereketi kutlayan ve onun sevincini coşturan bağlılık ifadesi değil midir? Çoruh [Artvin] köylerinde “horom kaldırma” oyunu vardır. Of kazasında horom bir sıra oyunudur. Elazığ’da horum, oyundur. Eski Türkiye dışından bir iki Türkçe emsal hatırlatmakla yetineceğim: Uygurcada kor, sıra, şahıslar arasında mertebeleniş, ayrıca “halka teşkil eden her şey” demektir. Kırgız sözlüğünde hor vardır. Boret-Moğol ağzında “exor” sıra oyunudur. Çağatay sözlüğü “Hor, düğün ve davette halka olmak” tarifini veriyor; aynı sözlükte “kor, beli kuşatan silahlık, −koran, silah yığını, silahlık” tariflerini de buluyoruz. Kırımlıların koran oyunu’nu bu sonuncusu tutuyor. Güneydoğu ülkemizde kor kelimesi sıra ve dizi anlamıyla herkesçe kullanılır: Kor kor altınlar takınmış, −kor kor fişeklik, derler. Bütün bunlar ortadayken millî oyun adlarımızı aykırı benzetme yakıştırmalarla zorlamak yolundan halk etimolojisi yapılırsa sırf tahmine dayanılarak konuşulmuş olur, tarih şaşırtılır… Besarabya kıyıları ile Rize tarafımız karşılıklı yakalardır. Besarabya’nın [Hıristiyan] Gagauz Türkleri sıra oyununa horu diyorlar ki bu, nice bizim yaka köylerinin horum dediğinden kısaltmadır… Batum havalisinin en eski sekenesi [oturanları, halkı] olan Acarlar hem Türkçe, hem de Lezgice konuşuyorlar. Oynadıkları horunlara M. VII. yüzyıldan beri “horumi” dediklerine dair kayıt vardır… (“Horanlarımız”, Türk Folklor Araştırmaları, 137: Aralık 1960). |
