Cevizli
From Artvin Ansiklopedisi
Şavşat'a bağlı köy. Eski adı Tibet. Nüfusu (2000) 600, ilçe merkezine uzaklığı 12 km, il merkezine uzaklığı 77 km'dir. Şavşat'ın en eski ve kalabalık köylerinden birisidir.
Köyün geniş coğrafyası bir tarafta Yaşarköyü (Dabagetil, Kayadibi (Sıhızır) Ormanlık alanların birleşiminden Pınarlı (Suloban) köyünün bir mahallesi olan Bokosman ve Veliköy (Meriya)ve yol bağlantısı ile Ciritdüzü (Vel) ile komşudur. Kışlaların devamında ormanların sınırları ile birlikte Matigil ile de komşudur.
Köy halkının geçimi hayvancılığa dayalıdır. Göç veren köylerdendir. Cevizli köylüleri yayla olarak Arsiyan yaylasına çıkar ve Yaşarköy, Kayadibi ve Saylıca köyleri yaylanın genişçe bir bölümünü ortak kullanırken, Cevizli kendisine ait bir bölümü tek başına kullanır ancak dışarıya karşı "dört pare köy" denilen birliği oluşturur.Fakat bu köylerden Yaşarköy ve Saylıca artık yaylacılığı bırakmıştır.Arsiyan Yaylası yanlızca Cevizli Köyü ve Kayadibi Köyü tarafından kullanılmaktadır
Artvin'deki 08 Fm de bir bayram programında da dendiği gibi Artvin'in en çok öğretmen çıkaran köyüdür.Mesela sadece Halogil Mahallesinde 13 öğretmen vardır.4 tanesi bu konuyu yazan olarak bizzat Karal ailesinde bulunur.
İlkbaharda yaylaya çıkmadan önce ve sonbaharda yayladan indikten sonra kışlalara yerleşilir. Geniş otlaklar bulunan ve köye bitişik olan kışla bugün hemen hemen terkedilmiştir. Yalnızca ot biçmek için kullanılmaktadır.
Tibet'in en ünlü özelliği Tibet Kilisesi ne sahip olmaktır.Zamanın kaymakamı,Tibet Kilisesini Stalin'in tehditlerine karşı ortadan kaldırmak için yıkmaya çalışmış ve dinamitlettirmiştir.Fakat Kilisenin asıl tarihi tarih kitaplarındaki gibi değildir.Çünkü kilisede Oğuzları temsil eden büyükçe koç heykeli bulunmaktadır.Bu da Türk hakimiyetindeyken yapıldığını gösterir.Yani Türklere ait eser sayılabilir.Zaten kuzey tarafında namaz kılmak için büyükçe bir mihrap vardır.Yakın zamana kadar insanlar eseri cami olarak kullanıyorlardı. Her ne kadar kilise olarak adlandırılsa da Manastır düzeni görülmektedir. Bu kilise ile Yusufeli'nin Barhal köyündeki Barhal Kilisesi mimari olarak ortak özellikler taşımaktadır. Hatta pek çok bölümün planları bile aynıdır. Kilise, dört kitabı temsilen dört tarafa kıblesi mevcut olan ve özveri, ustalık yanında bir hoşgörü eseridir. Her dinin mensubunun ibadet edebileceği bir biçimde dizayn edilmiş ise de, içerisinde yer alan hristiyanlığa ait resimler, tasvirler ve kabartmalara köy ve çevre halkınca İmamlar tarafından galeyana getirilme neticesinde saldırılmış ve devamında çeşitli kereler içerisine ot konulmak suretiyle yakılmıştır. Bazı duvar resimlerinde yer alan İsa suretleri ise yüzler kazınmak suretiyle tahrip edilmiştir. Bugün resimler yalnızca bulanık olarak görülebilmekte ve duvarların da yıkılmış olması nedeniyle bir kaç tanedir. Kilise bahçesinde daha önce yaşamış olan keşişlerin gömüldüğü sandık odası yer aldığından çeşitli kereler define maksadı ile kazılmıştır. 1970 lerde köyde yaşayan bir öğretmen tarafından define bulunduğu söylenmektedir. Bu tarihten sonra da kazılar azalmıştır. Herhangi bir korumaya tabi tutulmamış olan kilise kopuk dikenli tellerle evlerden ayrılmıştır. Kubbeli bir yapı olan kilise çok uzun dönemler çeşitli dinlerin birlikte kullandığı bir mekan iken son ikiyüz yılda yalnız cami olarak kullanılmıştır. 1880 lerde kubbeye düşen yıldırım fiziksel tahribatın yanında insanların lanetten korkmasına neden olmuş ve uzun süre terkedilmiştir. Cumhuriyet döneminin ilk yıllarında çarpıcı bir biçimde cehaletle birleşen bağnazlık neticesinde ilk saldırılar gerçekleşmiş son olarak da tarihi tarafımca tahmin dahi edilmeyen ama 1940 ila 1955 arasında bir dönemde Kaymakamın emri ile kiliseye top atışı yapılmış ve harabeye dönüşmüştür. o günden bugüne esaslı bir değişim yoktur. Ancak yıkıntılardaki taşlar köy halkı tarafından evlerinin inşasında kullanıldığından tahribatın tarifi imkansızdır. Yine de ayakta duran iki büyük duvar, çatının bir kısmı ile kıblegahlardan bir tanesi yerindedir. kıblegahların biri Yaşarköyü'ne götürülmüş ve ordaki camide bulunmaktadır. Cevizli camisindeki kıblegahta muhtemelen bu kiliseden sökülmüştür. kilisenin inşasında Ziyatlar mahallesinin sağ tarafındaki kayalıkta bir dönem manganez madeni olarak da akıllara gelen kayalıktan çıkarılan kum taşı kullanılmıştır. Bu nedenle işlenmeye elverişli taşların hemen her biri bir sanat eseri gibidir. Kiliseye doğru gidilirken bölgenin ahşap mimarisi gereği iki katlı olan evlerin alt katı ve ahırın ardı adlı bölümde yer alan taşlar görülebilir. Köydeki arazinin kırıklık olması nedeniyle köy kuşbakışı olarak bir kayak platoya benzer. Çevresi ormanlarla kaplıdır. Köylülerin daha önceleri ormandan "açma" "aho" adıyla açtığı alanlar bugün için bir yara gibi kapanmaktadır. Köyde aydın ve okumuş insanlar oldukça fazladır. 1960 ila 1985 arası verilen göçün hemen hemen hepsi devlet memuru olarak verilmiştir. Şu anda da diğer illerde yaşamakla birlikte üniversite mezunu bakımından her evde dörtte en az iki kişi olarak Avrupa standartlarının çok üzerinde bir üniversite mezunu kitlesi vardır. Ancak yakın zamanda göçün de getirdiği etki ile bu başarı ve kültür düzeyi hızla aşağı çekilmektedir. Şu an için köyde en çok sözü geçen insanlar belirli imam ailelerindendir. Köyde bir süre için sera domatesciliği yapılmış olsa da devam ettirilmemiştir.
