Ana Sayfa

From Artvin Ansiklopedisi

Jump to: navigation, search

4 Temmuz 2009
Toplam
1.110
madde var.

İnternet ortamında Türkiye'nin ilk ve tek il ansiklopedisi

Bu alana reklam vererek çalışmaya destek olabilirsiniz.


Sitenin maddi destekçisi

www.anadolukangal.net

Artvin (il)ArdanuçArhaviBorçkaHopaMurgulŞavşatYusufeli

Ansiklopediden örnek maddeler/sayfalar | Resim Galerileri | Yaban Hayat | Artvin'de Endemik Bitki Türleri | Artvin'in İlkleri | Artvin köy listeleri | Çeviri için bekleyen yazılar | Yazılması istenen maddeler | İstenen fotoğraflar Ansiklopedi dışı: Makaleler-Yazılar | Yerleşim yeri adları | Artvinli Şehit ve Gaziler | Artvin Kitaplığı | Yeni Yayınlar | Artvinli Yazar, Şair ve Çizerler Kitaplığı | 93 Muhacirleri iletişim sayfası

İletişim: tartvinli@gmail.com

Melih Özbek Dijital Akademi


Fotoğraf sanatçısı Melih Özbek tarafından 2009 Nisan ayında Ankara'da açılan Melih Özbek Dijital Akademi, her seviyede fotoğraf çekmeyi sevenler için danışmanlık hizmetleri veriyor. Bunun için temel ve ileri düzey seminerler düzenliyor. Fotoğraf ekipmanı almak isteyenler için en doğru ekipmanın seçilmesi için önerilerde bulunuyor. Fotoğraf gösterileri ve sohbet toplantılarıyla fotoğraf severler için sıcak bir paylaşım ortamı sunuyor.

Melih Özbek Dijital Akademi eğitimleri, etkinlikleri ve fotoğrafçılık hakkında geniş bilgi için web sitesini ziyaret edebilirsiniz: http://www.dijitalakademi.com

Fotoğraflarıyla Artvin Ansiklopedisi'ne fotoğraf katkısında bulunanarak çalışmaya destek olan Melih Özbek'i tebrik ediyor, hayırlı olsun diyorum.



Antikçağda Anadolu


Elmar Schwertheim
Türkçesi: Nuran Batu
Kitap Yayınevi, Haziran 2009, 112 sayfa, 20 TL

Anadolu, Antik dünyanın politik ve kültürel bakımdan en önemli, en hareketli bölgelerinden biri. Ön Asya ve Uzakdoğu’nun yüksek kültürleriyle Batı’daki gelişen kültürler arasında tarih boyunca köprü olan bu bölgede, kültürel ve etnik etkileşimler hiçbir dönemde engellenmemiş. Ne Fırat nehri, ne Anadolu’nun yüksek ovaları ne de boğazlar Batı ile Doğu arasındaki etkileşime engel olabilmiş. Tam tersine Anadolu, Doğu ile Batı’yı birleştirmiş ve böylece Akdeniz bölgesinin tarihi ve gelişimi için büyük önem taşıyan bir etken haline gelmiş. Yunanistan ve Roma’nın, Mezopotamya ve İran-Hint bölgelerinin tarihi ve kültürel yapısı, Anadolu’nun bu medeniyetler arasındaki aracı rolünü incelemeden açıklanamaz ve anlaşılamaz. Bugün Anadolu’dan veya Küçük Asya’dan bahsederken antikçağda hangi bölgenin kastedildiğini çoğunlukla göz ardı ederiz. Oysa antik literatürde bugünkü Türkiye’nin, doğuda Fırat’a kadar uzanan bölümü Küçük Asya diye adlandırılmış. Öte yandan Anadolu, antikçağın hiçbir döneminde kendi içine kapalı olmadı veya tek bir güç tarafından yönetilmedi. Bu olguyu yarımadanın değişken coğrafi ve jeolojik yapısına bağlayabiliriz. Politik bakımdan Anadolu her dönemde ülkelerin, imparatorlukların, kavimlerin bir parçası oldu. Bir yandan Hititler, Persler veya Romalılar gibi imparatorluklar, kavimler, boylar veya kentler tarafından çağlar boyunca paylaşılmış, bu güçler zaman zaman tüm Anadolu’yu egemenlikleri altına almışlar. Öte yandan çoğu kez farklı boylar ve güçler aynı zaman dilimi içinde yarımadaya hükmetmişler, İonlar, Aioller, Lidyalılar, Frigler, Karyalılar ve Kilikyalılar gibi. Batıdan gelen İonlar ve Aioller, Anadolu’nun denize açılan, güzel, verimli sahil bölgesine yerleşmişler. Balkan kökenli Frigler Anadolu’nun sert iklimli, sıra dağlarla kaplı yaylalarında yaşamışlar. Kilikyalılar ise Toroslar bölgesini tercih etmişler. Bütün bu bilgileri Ön Asya kültürlerinin çiviyazılarından, Mısır belgelerinden, Hitit metinlerinden veya Homeros’un İlyada’sından öğreniyoruz. Bu kitapta Anadolu’nun MÖ 10-3. binyıl arasına tarihlenebilecek erken tarihindeki Asurlularla Hititliler, klasik çağ öncesinin ve klasik çağın iki Anadolu uygarlığı olan Frigyalılarla Lidyalılar, Yunan kolonileri döneminin kent devletleri, Anadolu’daki Pers egemenliği, Büyük İskender’in Anadolu’yu istilasıyla başlayan Helenizm dönemi ve Anadolu’daki Roma egemenliği dönemi inceleniyor. Elmar Schwertheim, Münster Üniversitesi’nde Eskiçağ Tarihi profesörü ve aynı üniversitenin Küçük Asya Araştırmaları Enstitüsü başkanı.


Uluslararası Yusufeli Eko Turizm Festivali


Yusufeli ilçesi 2009 yılında ilk kez uluslararası bir festivale kavuşuyor. Yusufeli Kaymakamlığı, İlçe Kaymakamı Mevlüt Özmen başkanlığında oluşturulan bir komisyon ile birlikte 20-28 Haziran 2009 tarihleri arasında Yusufeli'de düzenlenecek Uluslararası Yusufeli Eko Turizm Festivali 'ne hazırlanıyor. Şükriye Tutkun'un da konser vereceği festival hakkında geniş bilgi ve festival programı, konserler ve diğer etkinlikler için: http://www.yusufelifestivali.com/tr/


Aşağı Türbe


Aşağı Türbe, Artvin merkeze bağlı Zeytinlik (eski adı Sirya) köyünde yer alan iki tarihî türbeden birisidir. Türbe, Zeytinlik köyünün karşısında, Çoruh Nehri’nin kıyısındaki zeytinliğin kenarında inşa edilmiştir. Altta kriptası olmak üzere tek kattan meydana gelen türbe, dıştan 7.90x7.82 m ölçüsünde kare plana sahiptir.

Türbe üstünde ya da kayıtlara geçen herhangi bir kitâbesi bulunmamaktadır. Kitâbesi bulunmadığından kimler tarafından ve hangi tarihte inşa edildiği kesin olarak bilinmemektedir. Ancak yöre halkının nesilden nesile ulaştırdığı bilgiye göre, Selçuklular ile o dönemde çevreye hakim olan Gürcüler arasında bu mevkide bir çatışma olduğu ve bu esnada şehit düşen iki Müslüman komutan için daha sonra bu türbe ve Yukarı Türbe’nin yaptırıldığı kabul edilmektedir. Bu bilgilerin yanı sıra türbede kullanılan malzeme, teknik, plan ve strüktür özellikleri yönünden Selçuklu türbelerine olan benzerlikleri de dikkate alındığında, yapı, muhtemelen 13. yüzyılda yöreye kısmen hakim olan Saltuklar tarafından yaptırılmış olmalıdır. Artvin çevresinde Selçuklu yerleşmesine tanıklık etmesi açısından önem taşıyan türbe, günümüzde ot yığınlarının konulduğu samanlık olarak kullanılmaktadır. Türbenin düzgün kesme taş kaplamaları, 1857 yılında inşa edilen Zeytinlik Merkez Camisi’nde kullanılmak üzere tümüyle sökülmüştür. Yapı yine de ayaktadır. Devamı...


Aşağı Sundura Camii

Hopa ilçe merkezi Aşağı Sundura Mahallesinde yer alan tarihî cami. Etrafı çevrilmiş bir alan içinde yer alan caminin güney yönünde haziresi bulunmaktadır. Ana mekânın kuzeybatı köşesinde minaresi, kuzeyinde son cemaat yeri bulunur. 10.55x10.10 m ölçülerinde kareye yakın plana sahiptir. Kayıtlara geçen ya da yapı üzerinde orijinal kitâbesi bulunmamaktadır. Sonradan yapılan tespitlerle giriş kapısı üzerine konulan levhaya göre 1905 yılında inşa edilmiştir. 1961 yılında onarım geçirerek bugünkü son cemaat yeri ve minare eklenmiştir. Tekrar 1992 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce restore edilmiş olup ibadete açık bulunmaktadır. Cami dıştan kırma çatıyla örtülmüştür. Devamı...


EFSANE TEKRAR İSTANBUL’DA - “SUKHISHVILI”

GÜRCİSTAN ULUSAL HALK DANSLARI TOPLULUĞU (GEORGIAN NATIONAL BALLET) “SUKHISHVILI” 23 YIL ARADAN SONRA TEKRAR İSTANBULLULARLA BULUŞUYOR

Gösteri Yeri: Cemil Topuzlu Harbiye Açıkhava Tiyatrosu

Gösteri Tarihi: 21 Haziran – 22 Haziran 2009

Gösteri Saati: 21:00

Bilet Satış: Biletix http://www.biletix.com/event.htm?id=KTOP1

Facebook Etknilik Adresi: http://www.facebook.com/event.php?eid=86668687309

Broadway’deki gösterileri, "Yılın En İyi Show’u" seçilen “SUKHISHVILI” topluluğu, kesinlikle kaçırılmaması gereken bir gösteri…

5 KITA 88 ÜLKE !!!

9200 PERFORMANS !!!

50 MİLYON SEYİRCİ !!!


GÜRCİSTAN ULUSAL HALK DANSLARI TOPLULUĞU (GEORGIAN NATIONAL BALLET)

80 dansçı ve 10 müzisyen’den oluşan dev kadro, yaklaşık iki saatlik görkemli gösteride, 20’nin üzerinde değişik dansı sanatseverlere sunuyor…

"Gürcistan Ulusal Halk Dansları Topluluğu", Iliko Sukhishvili ve Nino Ramishvili tarafından 1945 yılında kurulmuş ve ilk olarak Gürcistan Devlet Dans Topluluğu olarak adlandırılmıştır. Bu Gürcistan’ın, ilk ulusal profesyonel dans grubu oldu. Sonra birçok başka grup bunu takip etti.

Tamamen kendilerine has bir Gürcü ulusal dans ve müzik tarzı geliştiren Nino Ramishvili (1910-2000) ve Iliko Sukhishvili (1907-1985), uzun yıllara yayılan sağlam bir ortaklık kurdular, kararlılıkla, hayallerini gerçek yaptılar. Onların yaşamları ve sanatı, birlikte yarattıkları dansçı nesil vasıtasıyla bir efsane oldu ve bugüne geldi. Devamı...




Aytekin, Osman

(Şavşat, 1961). Akademisyen, sanat tarihçisi. Şavşat'ın Çağlayan köyünde doğdu. 1985 yılında Atatürk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Klasik Arkeoloji bölümünden mezun oldu. Kültür Bakanlığı başta olmak üzere çeşitli kamu kuruluşlarında çalıştıktan sonra 1991’de Yüzüncü Yıl Üniversitesi bünyesinde öğretim elemanı oldu. 1993’de mastırını, 1996’da doktorasını Genel Sanat Tarihi Anabilim Dalı’nda Artvin’in kültür varlıklarına yönelik olarak tamamladı ve aynı yıl Yüzüncü Yıl Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümü’nde öğretim üyesi oldu. 1997’de Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın izinleri ile Artvin ili ve ilçelerinde üniversite, bakanlık ve TÜBİTAK’ın destekleri ile başlattığı yüzey araştırmalarını; Çoruh Irmağı üzerinde yapımı planlanan baraj alanındaki kültür varlıklarının belgelenmesini de kapsayacak şekilde, 2007 yılında büyük ölçüde tamamladı. 2007 yılı itibariyle Şavşat Kalesi’nde Bakanlar Kurulu Kararı gereğince gerçekleştirdiği arkeolojik kazı faaliyetini, çeşitli kurumların destekleri ile sürdürmektedir. Devamı...


Kültür, Deniz, Baraj, Yayla, Doğa

Batman Üniversitesi Genel Sekreteri Yrd. Doç. Dr. Osman Aytekin ile söyleşi

Söyleşi: Rasim Yılmaz

-Sayın hocam, kendinizden söz eder misiniz, kimdir Osman Aytekin?

1961 yılında Artvin-Şavşat ilçesi, Meydancık beldesine bağlı Çağlıyan köyünde dünyaya geldim. Babam memur olduğundan başlangıçta köy ilkokuluna gittim. Daha sonra, ilkokulu Artvin Merkezine bağlı Ortaköy (Berta)’da tamamladım. Ortaokul eğitimimi Rize Lisesi orta kısmında, Liseyi Artvin Kazım Karabekir Lisesi’nde okudum. Üniversiteyi, Erzurum Atatürk Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümü Klasik Arkeoloji Anabilim Dalı’ndan 1985’de mezun oldum. Akabinde, Yedek Subay olarak askerliğimi tankçı asteğmen olarak önce Ankara-Etimesgut’ta başladım, Erzurum Laleli Tank Taburundan terhis oldum. Askerlik sonrasında, Artvin Orman İşletme Müdürlüğünde, Ankara-Fatoş Abla Kolejinde, Ankara-SSK Genel Müdürlüğünde, Ordu ve Van müzelerinde görev yaptıktan sonra, 1991 yılında Van-Yüzüncü Yıl Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümü’nün araştırma görevlisi sınavını kazanarak Van Müzesi’ndeki görevimden ayrılarak Üniversiteye geçmiş oldum. Mastır ve doktorayı, Sanat Tarihi Anabilim Dalı’nda; Artvin ve ilçelerindeki sanat değeri taşıyan mimari yapılara yönelik olarak tamamlayarak, 1996’da öğretim üyesi unvanını aldım. Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nde görevime devam ederken, Aralık 2008 tarihi itibariyle yeni kurulan Batman Üniversitesi’ne görevlendirmeli olarak geçiş yaptım. Halı hazırda, Batman Üniversitesi’nin Genel Sekreterliğini ve Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğünü yürütmekteyim. Evli ve 3 çocuk babasıyım. Devamı...


Opiza Manastırı

Opiza (Bağcılar) Manastırı, Artvin merkeze bağlı Bağcılar (eski adı Opiza) köyünde bulunan tarihi Gürcü manastırıdır. Köyün girişindeki meyilli arazinin düzeltilmesi sonucu elde edilen alan üzerinde kurulan manastır; kilise, şapel ve diğer yapılardan oluşmakta olup zamanımıza oldukça harap bir şekilde ulaşmıştır.

Manastırın günümüze ulaşan kitabesi yoktur. Yazılı kaynaklardan edinilen bilgiye göre buradaki yapılar ilk kez, Ardanuç Kalesi’ni İberya Krallığı merkezi haline getiren Kral Vahtang Gorgaslan (449-499) tarafından kurulur. 7. yüzyılda Müslüman Arapların bölgeye yönelik akınları sırasında tahrip edilir. Daha sonra, Rahip Grigor Kandza tarafından, Bagratlı Krallarından I. Aşot’un (786-830) yardımları ile yapı topluluğu yeniden onartılarak, 14. yüzyıla kadar işlevini sürdürür. Günümüzde herhangi bir amaç için kullanılmamaktadır.

KİLİSE

Manastırın odak noktasını teşkil eden yapı serbest haç planlı olup 24.80x10.40 m dış ölçülere sahiptir. Yöredeki kiliseler içerisinde en fazla tahrip görmüşlerin başında gelmektedir. Kilisenin kuzey cephe duvarı, batı cephe duvarının bir bölümü, pastoforion odalarının bir kısmı haricinde tüm mimari elemanları yıkılmıştır (buradaki tahribin en önemli sebebi 1960’lı yıllarda köye ulaştırılan karayolunun kilisenin ortasından geçecek şekilde etüd edilmesidir). Devamı...


Porta Manastırı

Porta (Pırnallı) Manastırı, Artvin merkeze bağlı Pırnallı (eski adı Porta) köyünün Bağlık mezrasında bulunan tarihi Gürcü manastırıdır. Manastır, köyün güneybatısında, iki vadinin arasında kalan ve kuzeyden güneye doğru alçalan sırt üzerinde kurulmuştur. Araç yolu yoktur. Manastır; kilise, çan kulesi, şapel-çeşme ve diğer yapılardan oluşmaktadır. Etrafı mezra evleri ile çevrelenmiş olan manastır, yöredeki Ortaçağ yerleşmesini günümüze en iyi yansıtan yer özelliğini taşımaktadır.

Manastırın çan kulesi cephesinde bulunan kitabesine ve yazılı kaynaklara göre buradaki ilk yapılaşma Rahip Kandza’nın önderliğinde Bagratlı Krallarından I. Bagrat (826-876) tarafından gerçekleştirilmiştir. Daha sonra I. Aşot’un torunu prens Khaohi (896-918) tarafından sürdürülen yapılaşma, Kral Gurgen’in (918-941) saltanatı sırasında son şeklini aldığı anlaşılmaktadır.

Böylece, günümüze ulaşan kilise ve diğer yapıların 10. yüzyılın içinde son şeklini aldığı görülmektedir. Tao-Klarjethie bölgesinin önemli kültür ve dini merkezlerinden biri olarak işlevini, diğerleri gibi 14. yüzyıla kadar sürdürmüş olmalıdır. Günümüzde herhangi bir amaç için kullanılmamaktadır. Devamı...


Aşağı Hod Camii

Artvin merkeze bağlı Aşağı Maden (eski adı Aşağı Hod) köyü Çatak Mahallesinde bulunan tarihi cami. Kitabesi bulunmayan yapı, muhtemelen 19. yüzyılın ortasında inşa edilmiştir. Rus işgali sırasında kısmen tahrip olan ve bir zaman işlevi dışında kullanıldığı söylenen cami, önemli bir onarım geçirmeden günümüze kullanılır vaziyette ulaşmayı başarmıştır.

Kuzeyden güneye doğru alçalan meyilli meyilli bir alanın düzeltilmesi sonucu doğudan başlayıp batı cephesinin orta kısmına kadar devam eden yüksekçe tutulmuş istinad duvarıyla koruma altına alınmış yapının kuzeyinde iki katlı son cemaat yeri, kuzeybatı köşesinde minaresi bulunmakta olup, son cemaat yeri 2.90 m eninde, asıl mekân ise dıştan 10.90x10.70 m ölçülerinde kare plana sahiptir.

1 m genişliğinde ve 1.90 m yüksekliğinde beşik kemerli, üzeri zengin süslemelerden oluşan iki ahşap kanatlı kapısı bulunmaktadır. Kapının her iki yanında birer alçak pencere bulunur. Kuzey cephesinin batı köşesindeki ahşap minare cepheye bitişik olarak yükselmektedir. Devamı...


Anna'nın Yedi Günahı

Lena Divani
Anna'nın Yedi Günahı (Roman)
Türkçesi : Ari Çokana
Helikopter Yayınları, Mayıs 2009, 90 gr. Garda kâğıda baskı, iplik dikişli cilt, Garda 200 gr. karton kapak, 264 sayfa, 20 TL

Çağatay bir gün aradı, Yunancadan çok iyi çeviriler yapan birisi var, çevirtmeyi düşündüğümüz bir kitap var mı diye sordu. Aklıma uzun zaman önce okuduğum Vardiya isimli roman geldi, ne iyi olur dedim. Onu söyledim. Sonra, yine aradı Çağatay ve Ari Çokona’nın elinde zaten çevirdiği iki roman var, bakalım mı dedi. Tabii, dedim, bakalım. Ari romanları gönderdi. İlkini okumaya başladım. Açık söyleyeyim, Türkçe yazılmış olsa bu kadar akıcı olabilirmiydi diye şüpheye düştüm. Kitap su gibi akıyor ve şunu anlatıyordu: Anna kocasının onu aldattığını anlıyor ve her aldatılan insan gibi içi yanıyor. Ve zaptedilmez bir hırsla hayata asılıyor, anlamaya çalışıyor, anlamıyor, yakıp yıkıyor, umursamıyor, umursayıp ağlıyor, yemeden içmeden kesiliyor, çok yiyor, yeni bir hayat kurmak istiyor; ve tüm bunlar Yedi Ölümcül Günah ekseninde, Anna’nın hayatındaki kadınlar tarafından anlatılıyor. Bu kitap, demişler, bir zamanlar diğer kadınlara benzeyen Anna’nın kitabıdır. Bu kitap, bir zamanlar Anna’ya benzeyen kadınların kitabıdır diye de eklemişler. Anna’da biraz da kendimizi bulabiliriz, şaşırmayalım! (Levent Yılmaz, Yayın Yönetmeni)


29 Mart 2009 Yerel Seçim Sonuçları

29 Mart 2009 tarihinde yapılan Yerel Seçimler sonucunda Artvin Belediye Başkanlığına yeniden Emin Özgün seçilirken, Ardanuç'ta Yıldırım Demir, Arhavi'de Coşkun Hekimoğlu, Borçka'da Oral Küçük, Hopa'da Turan Kasımoğlu, Murgul'da Mehmet Yıldırım, Şavşat'ta Naci Köroğlu ve Yusufeli'de Eyüp Aytekin Belediye Başkanı seçildiler.

İl Genel Meclisi seçim sonuçlarına göre en fazla oy alan ilk üç parti AKP (%38,45), CHP (%25,63) ve MHP (%11,85) oldu.


BELEDİYE BAŞKANLIĞI SEÇİM SONUÇLARI

ARTVİN MERKEZ EMİN ÖZGÜN CHP %43,75

ARDANUÇ YILDIRIM DEMİR CHP %65,19

ARHAVİ COŞKUN HEKİMOĞLU AKP %36,24

BORÇKA ORAL KÜÇÜK MHP %33,47

HOPA TURAN KASIMOĞLU CHP %35,51

MURGUL MEHMET YILDIRIM CHP %41,79

ŞAVŞAT NACİ KÖROĞLU CHP %33,49

YUSUFELİ EYÜP AYTEKİN AKP %48,53


İL GENEL MECLİSİ SEÇİM SONUÇLARI

Partiler ve aldıkları oy oranları

AKP %38,45

CHP %25,63

MHP %11,85

DSP %7,75

DP %7,24

BTP %1,91

SP %1,74

BĞSZ %1,72

ÖDP %1,71

BBP %0,72

ANAP %0,54

TKP %0,25

EMEP %0,24

İP %0,13

LDP %0,06

DTP %0,06

BDP %0,01

MP %0,00

HYP %0

HAKPAR %0


Torunuma Yunan Mitleri

Jean Pierre Vernant
Torunuma Yunan Mitleri
Çeviri: Mehmet Emin Özcan
Helikopter Yayınları, Nisan 2009, 200 sayfa, 20 TL

9 Ocak 2007’de doksan üç yaşında ölen Jean-Pierre Vernant, XX. yüzyılın yetiştirdiği en büyük Antikçağ tarihçisiydi. Ve benim dostumdu. Sorbonne’un merdivenlerinde gizli gizli ince purolarından tüttürdüğümüzü, Malamoud’un Eski Hint seminerlerinde yanyana oturup fısır fısır physis konuşmamızı, o müthiş kahkasını, babacanlığını ve samimiyetini unutamayacağımı biliyorum. Ama bütün bunlar Eski Yunan’a bakışımızı kökten değiştiren bu büyük adamı anlatmaya yetmez. Jipé derdi yakınları ona. II. Dünya Savaşı sırasında Direniş’e katılan ve “Albay Berthier” kod adıyla André Malraux’yu kurtaran bu genç komünist, Louis Gernet ve Ignace Meyerson’un etkisiyle, Eski Yunan’a antropoloji, hukuk ve psikoloji gözlüklerinden baktı ve tragedya, mit ve site hakkında bildiklerimiz altüst oldu. Vidal-Naquet ile (bir başka istisnai insandı) çalıştı, Detienne’i ve Hartog’u yetiştirdi. Uzun yıllar Collège de France’ta dersler veren bu muhteşem alim, dostlarının ısrarlara dayanamayıp hafızasından çekip çıkardığı, torununa nasıl anlatıyorsa öyle anlattığı mitleri nihayet kaleme aldı ve elinizdeki kitap ortaya çıktı. İstisnai bir kitabı elinizde tuttuğunuzu bilin isterim. (Levent Yılmaz, Yayın Yönetmeni)


Güngörmez Dağı

Yusufeli ilçesinde, Barhal Çayı’nın güneyinde ve Kaçkar Dağları Milli Parkı’nın sınırında yer alan volkanik bir dağdır. Güngörmez Dağı’nın üç ana zirvesi vardır: Eğerli Tepe (3.223 m), Sürk Tepe (3.384 m) ve Direkli Tepe (3.523 m). Dağın derin vadilerinde birçok buzul gölü bulunur. Bu buzul gölleri Kartal Gölü, Yeşil Göller, Şaşkanalı Göl, Savkaz Gölü, Karagöl, Ortası Kuru Göl, Küçük Göl ve Büyük Göl adlarıyla anılır. Devamı...



Kaçkarlardaki Doğa Harikası: Güngörmez Suyu

AYDIN KARASÜLEYMANOĞLU

Artvin, hem yeşil doğasıyla, hem de jeolojik yapısıyla ayrıcalıklı bir yöredir. Derin kanyonları, mağaraları, kaplıcaları, ayı hamamı adı verilen suyun oluşturduğu kaya oyukları, krater ve buzul gölleriyle çok değişik fiziki özelliklere sahiptir. Kaleleri, kemer köprüleri, camileri, kiliseleri gibi tarihi kalıntılar bakımından da açık hava müzesi gibidir. Bilimsel incelemelere konu olan faunası ve florasıyla Artvin, çok önemli konumdadır. Başka yörelerde rastlanmayan Kafkas engereği, dağ horozu, çengel boynuzlu iri dağ keçisi ve dünyanın en büyük kafalı boz ayıları Artvin’de barınmaktadır. Kızıl akbaba türü bu yörede koloniler halinde yaşamaktadır. Bitki çeşitliliği ve endemik türlerin çokluğu ilimizi bir botanik bahçesine dönüştürmüştür.

Balkanların en yüksekteki en derin gölü, literatüre “Dünyanın büzüğü” olarak geçen (Darıca ve Dağeteği köylerinin yolu üzerindeki geçit) doğal oluşum ve 10.Yüzyılda yapıldığı tahmin edilen 2 km. uzunluğundaki (uçurumda sert kaya kitlesi oyularak yapılan) su kanalı Yusufeli’dedir. Vahşetli doğası, otantik yapısıyla Yusufeli, en çok turist çeken bir ilçemizdir. Buna karşın, bu kadar ilginç özelliklere sahip olan Yusufeli’nin turizm açısından hak ettiği yere ulaştığını söyleyemeyiz. Bu ilçemizde, turizmin daha da gelişmesi için barındırdığı değerlerin tanıtımı gerekmektedir. Devamı...


Sahara Pancarcı Festivali

Şavşat ve yöresinde Temmuz ayının ilk haftasına denk gelen günlerde, ikinci mısır çapası bitimi ile çayırların biçilmesi arasındaki yaklaşık 15 günlük sürede düzenlenen halk eğlencelerine pancarcı şenlikleri denir. Eğlencelere katılan kalabalık topluluğun köy halkından olmasının yanı sıra ilçe ve il dışındaki Şavşatlılar da katılırlar. Pancarcıya çıkılacak zamana yakın, köy halkı, gününü kararlaştırır. Davul-zurna ayarlanır, kararlaştırılan gün geldiğinde davullar çalınır, kafile, atlı ya da yaya yola çıkar. Yol boyunca halk oyunları oynanır, türküler söylenir. Yaylaya daha önceden çıkmış olan “şaşortlar” (Yaylacı kadınlar), yayla girişinde Pancarcı alayını karşılar. Oynamaktan yorulmuş eğlence alayı, yayladaki yakınlarının yanlarına dağılırlar. Yemekten sonra, yayladaki bütün insanlar yaylanın düzlük bir yerine toplanırlar; davul-zurna eşliğinde halk oyunları oynanır. Akşam koyunlar kesilir, kuymaklar yapılır; yeme içme eğlence olur. Devamı...


Al basması

Al basması (Albastı), bütün Türk boylarında ortak bir kötü ruh inancıdır. Yörelere ve tarihin akışına göre -birbirine benzer olmak üzere- şu sözcüklerle adlandırılmıştır: Abası, Al, Albas, Albastı, Albıs, Albız, Alkarası, Alkarısı, Almıs. Doğum sırasında ve sonrasında gerek ana için, gerek çocuk için çok büyük bir tehlike olan Albastı ve bu ruhla ilgili inançlar Türkler'in çok eski devirlerinden günümüze dek gelen, halâ Anadolu ve Anadolu dışı Türkler arasında yaşayan önemli bir mitolojik unsurdur.

Karakteristik bir Türk motifi olan Al, Albastı ruhu, Orta ve Batı Türklerinde Albastı, Alkarısı; Osmanlı metinlerinde Albız; Uranha-Tuba Türklerinde Albıs; Altay Türklerinde Almıs; Saha (Yakut) Türklerinde Abası olarak bilinir. Kumuk Türklerinde Al karısı'nın adı “bastırık”tır; al basmasına da “bastırık basa” derler. Bu inanç Dağıstan halklarından Avarlarda da vardır. Kam'lar (baksı, şaman), Albastı'yı genellikle keçi suretinde görürler. Bu inançla ilgili olarak yapılan törenlerde Albastı, ana ve çocuktan uzaklaştırılmaya çalışılır. Saptanmış böyle bir törende baksı bir yandan ilahi/efsun okur, öte yandan bir koyun ciğerini lohusanın ciğeri yerine Albastı'ya verir. Çünkü Albastı lohusanın ciğerini alıp kaçar ve suya atar. Ciğer suya düşerse lohusa ölür. Devamı...


Yusufeli Karagöl

Borçka Karagöl ve Şavşat Karagöl'den başka Artvin'in üç büyük Karagöl'ünden birisi de Yusufeli ilçesinde Altıparmak Dağları'nda yer alan ve aynı adla anılan krater gölüdür. Altıparmak Karagöl'ün uzunluğu 230 m ve genişliği 130 m'dir. 2.635 m yükseklikte yer alan Karagöl'ün en derin yeri 7 m'dir. Karagöl'den çıkan küçük dereler, Barhal Çayı'nın kayaklarını oluşturan sulardandır.




Şavşat Karagöl

Şavşat Karagöl, 3.766 hektarlık bir alana yayılan Karagöl-Sahara Milli Parkı içerisindedir. Milli park iki bölümden oluşur: Yalnızçam Dağları’nın üzerine yayılmış olan Sahara Yaylası ve Karagöl. Heyelan sonucu oluşan bir set gölüdür Karagöl. Kışın yaban kazlarının göç yolundaki önemli sulak alanlardan biri olan gölün güneydoğu tarafında, olanca heybetiyle Yalnızçam Dağları’nın Göze zirvesi (3.167 m) yükselir. Devamı...




Borçka Karagöl

Borçka Karagöl, Borçka ilçe merkezine 27 km uzaklıkta yer alan bir heyelan gölüdür. Borçka-Camili (Macahel) yolunun 7. km'sinden doğu yönüne ayrılan toprak yoldan 20 km daha gidilerek göle ulaşılır. Klaskur Yaylası’nın yakınlarında bulunan bir tepenin, heyelan sonucu Klaskur Deresi’nin önüne yığılmasıyla oluşmuştur. 1.430 m yükseklikteki gölün etrafı tamamen dağlarla çevrilidir. Göl çevresi yaşlı ormanlarla kaplıdır. Yıl boyunca bölgeye düşen bol yağış ve nem oranının yüksek olması nedeniyle, Borçka Karagöl yağmur ormanlarına benzer bir eko sisteme sahiptir. Devamı...


Arhavi Spor Kulübü

Arhavi Spor Kulübü, 1955 yılında dönemin Arhavi Kaymakamı Mustafa Bayata başkanlığında kuruldu. İlk yönetim kurulu Turhan Yücel, Hüsnü Kurtoğlu, Kudbettin Cordan, Ali Aytolan ve Lütfü Demir tarafından oluşturulmuştu. Kulüp bünyesindeki Arhavi Spor futbol takımının renkleri sarı siyah olarak kabul edildi. Arhavi Spor, Artvin Amatör Liginde mücadele ediyor.





Kaçkar Dağları Sürdürülebilir Orman Kullanımı ve Koruma Projesi

Kaçkar Proje Alanı Türkiye'nin Kuzeydoğusunda Doğu Karadeniz bölgesi içinde Artvin ili sınırları içerisinde kalır. Ağırlıklı olarak Yusufeli ilçesinde bulunan saha Artvin merkezine de uzanmakta ve 1800 km2'lik bir alanı kaplamaktadır.

Projenin genel amacı, küresel biyolojik çeşitlilik açısından cazibe merkezlerinden birisinin orman ekosisteminde gözlemlenen bozulma sürecini ve biyolojik çeşitlilik kaybını yavaşlatmak ve bu süreci tersine çevirmek için katkıda bulunmaktır. Biyolojik çeşitlilik açısından geliştirilen sürdürülebilir orman kullanım ve koruma sistemi; orman kaynaklarını sürdürülebilir bir şekilde kullanan yerel topluluklar; yaban hayatını koruma ve geliştirme; kitle turizminin ormanlar üzerindeki etkisinin azaltılması da projenin hedefleri arasındadır. Devamı...





Türkiye'nin Kelebek Rehberi

Türkiye'nin Kelebek RehberiAhmet Baytaş & Evrim KaraçetinDoğa Derneği - Kitap Yayınevi
Enlarge
Türkiye'nin Kelebek Rehberi
Ahmet Baytaş & Evrim Karaçetin
Doğa Derneği - Kitap Yayınevi

İki kelebek uzmanı, Ahmet Baytaş ve Evrim Karaçetin'in birlikte yazdıkları Türkiye'nin Kelebek Rehberi adlı arazi rehber kitabı Doğa Derneği-Kitap Yayınevi tarafından yayınlandı.

Türkiye'nin KelebekleriAhmet BaytaşNTV Yayınları
Enlarge
Türkiye'nin Kelebekleri
Ahmet Baytaş
NTV Yayınları

Ahmet Baytaş'ın yazdığı ve NTV Yayınlarından geçtiğimiz yıl İngilizcesi, bu yıl da Türkçesi yayınlanan Türkiye'nin Kelebekleri / Butterflies of Turkey adlı kitaptan sonra Türkiye'nin kelebeklerini tanıtan Türkiye'nin Kelebek Rehberi adlı bu özenli rehber kitap, kelebekleri tanımak, Türkiye'nin kelebekler konusundaki zenginliğini görmek isteyenlerin, doğa severlerin kitaplıklarında bulunması gereken bir eser.

"Bir nefes kadar kısa derler kelebeklerin ömrüne. Kiminin hayatı sadece saatlerle sınırlıyken, kimisi en fazla iki yıl yaşar. Türkiye’de en az 370, belki de 390’ı aşkın kelebek türü yaşar. Avrupa’nın tümünde gözlemlenebilen kelebek türlerinin sayısının 450 olduğu bu sayının Kuzey Amerika kıtasında 700’ün biraz üzerinde olduğu göz önüne alınırsa Türkiye’nin kelebek çeşitliliğinin me kadar zengin olduğu kolayca anlaşılır.

Tam 306 renkli resimle Türkiye’nin Kelebekleri. Kırlangıç Kuyruk Ailesi, Beyaz ve Sarı (Pieridae) Kelebekler Ailesi, Laysenidler Ailesi, Fırçayaklı Kelebekler Ailesi, Zıpzıplar Ailesi ve yüzlerce alt sınıf.

11 x 18 cm.’lik boyutlarıyla kitabınızı cebinize koyun ve kelebekleri keşfe çıkın!."

(Tanıtım yazısından)



Ferit Avcı'nın "Benim Minik Kırmızı Balığım" kitabı yayınlandı

Çizer Ferit Avcı'nın Tudem 2007 Çocuk Kitapları yarışmasında mansiyon ödülü kazanan Benim Minik Kırmızı Balığım adlı kendi yazıp resimlediği kitabı Tudem Yayınları'ndan çıktı. Tüm kitapçılarda. Artvin Ansiklopedisi'ne de destek olan kıymetli hemşerimiz Ferit Avcı'nın kitabıyla ve sevimli çizgileriyle tanışmanızı, çocuklarınızı tanıştırmanızı öneririm. Ferit Avcı'yı tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyoruz.






Karçal Dağları Önemli Bitki Alanı

Karçal Dağları Önemli Bitki Alanı (ÖBA) Doğu Karadeniz Dağları’nın doğu ucunda, Gürcistan sınırına yakın küçük bir dağ silsilesidir. Büyük ölçüde volkanik kayalardan oluşan Karçal Dağları’nın yüksekliği 3.428 m’yi bulur. ÖBA çoğunlukla bozulmadan kalmış geniş ve iğne yapraklı orman, çalı, alpin mera, sarp kayalık ve zirve bitki topluluktan içerir. Florası çok ayrıntılı incelenmemiş olmasına karşın, Karçal Dağları’nda ülke çapında nadir en az 61 taksonun yetiştiği bilinmektedir. Alanda lokal olarak bulunan Vacdnium arctostaphylos Bern Sözleşmesi Ek Liste I’de yer alır.

Genel olarak bir koruma statüsüne sahip olmayan ÖBA’da iki önemli orman alanı Tabiatı Koruma Alanı ilan edilmiştir. Alan maden işletmeciliği, yol inşaattan ve aşın otlatma gibi tehlikelerle karşı karşıyadır. Devamı...


1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı

1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı, Rumi takvime göre 1293 yılına denk geldiğinden "93 Harbi" olarak da bilinir. Padişahı II. Abdülhamit döneminde Ruslara karşı verilen bir savaştır. Hem Tuna Cephesi'nde, hem de Kafkasya Cephesi'nde savaşılan 93 Harbi, Osmanlı Devleti için büyük bir yenilgiyle sonuçlandı. Bu savaş, Osmanlı Devleti için hem büyük bir toprak kaybına neden olmuş, hem de Rus ordusunun İstanbul'un eşiğine (Yeşilköy, Bakırköy) kadar gelerek Osmanlı Devleti'nin varlığını tehdit etmesiyle sonuçlanmıştır. Devamı...


Karçal Dağları Önemli Orman Alanları

Gürcistan sınırında yer alan Karçal Dağları biyolojik çeşitlilik açısından Türkiye’nin en önemli yerlerindendir. Doğu Karadeniz ılıman kuşak karışık yapraklı ormanlarının en iyi örneklerine sahip olan Karçal Dağları’nın en önemli özellikleri, ani yükseklik değişimleriyle ortaya çıkan ekosistem çeşitliliği, yüksek endemizm oranı ve zengin yaban hayatıdır. Bitki coğrafyası açısından, Avrupa-Sibirya Floristik Bölgesi’nin "Kolşik" bölümünde yer alan Karçal Dağları, WWF (Dünya Doğayı Koruma Vakfı) ve IUCN (Dünya Doğayı Koruma Birliği) tarafından belirlenen, küresel düzeyde korunmada öncelikli “200 Ekolojik Bölge”den birisi olan “Kafkasya ve Kuzey Anadolu Ilıman Kuşak Ormanları” sınırları içinde kalmaktadır. Conservation International (CI), Dünya Bankası ve GEF gibi uluslararası kuruluşlar da Kafkasya Bölgesini, dünyanın en zengin ama tehlike altındaki 25 karasal "ekolojik bölge"sinden biri olarak göstermektedir. Bölge, Avrupa ve Orta Asya'yı içine alan coğrafyadaki en geniş doğal yaşlı orman ekosistemlerine sahiptir. Devamı...


Türkiye'nin Önemli Doğa Alanları

Çok çeşitli canlı türlerinin yaşadığı bir alan düşünün. Burada her tür, sağlıklı topluluklar halinde ve yaşam döngülerini sürdürebilecek karşılıklı bağımlılık ilişkileri içinde yaşar. Böyle bir alanın korunması, yani doğal özelliklerinin bozulmadan saklanması, burada yaşayan türlerin geleceği için hayati önemdedir. “Önemli Doğa Alanı” (ÖDA) kavramı doğadaki canlı türlerinin nesillerini sürdürebilmeleri için özel önem taşıyan coğrafyaları tanımlar. Bu kitap Türkiye’nin önemli doğa alanlarının bir envanteridir ve 305 “Önemli Doğa Alanı”nı kapsamaktadır.

Marmara Bölgesi’nde 32, Ege Bölgesi’nde 34, Akdeniz Bölgesi’nde 73, Orta Anadolu Bölgesi’nde 45, Orta Batı Karadeniz Bölgesi’nde 23, Doğu Karadeniz Bölgesi’nde 242, Doğu Anadolu Bölgesi’nde 69 ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde 19 “Önemli Doğa Alanı” saptanmıştır. İki cilt boyunca her alan teker teker tanımlanıyor, habitat tanımı yapılıyor, canlı türleri sayılıyor, alanın bugün nasıl kullanıldığı anlatılıyor, alana yönelik tehditler ve koruma önlemleri sıralanıyor.

Türkiye’nin biyocoğrafyası, bozkırları, ormanları, akarsuları, dağları, maki alanları, sulakalanları, kıyıları ve denizleri, bitkileri, kuşları, memeli hayvanları, amfibi ve sürüngenleri, içsu balıkları, kelebekleri ve böcekleri bu kitapta yüzlerce renkli harita ve binlerce renkli fotoğraf ve çizelgeyle okurların hizmetinde. Doğa Derneği, Birdlife International ve Atlas dergisi tarafından gerçekleştirilen bu anıt eser, Kitap Yayınevi tarafından yayınlandı.

Kitaptan örnek sayfalar için: http://www.kitapyayinevi.com/ayrinti.asp?Id=519&kId=3

Fatih Artvinli
Osman Bölükbaşı / Seraba Harcanmış Bir Ömür
Kitap Yayınevi


Son haftaların ‘iyi’ siyasi tarih kitaplarından biri, Fatih Artvinli’nin Osman Bölükbaşı üzerine hazırladığı portre çalışması: “Seraba Harcanmış Bir Ömür” (Kitap Yayınevi). Adı bile hüzün veren bu kitapta Türkiye’nin yakın tarihinde çok partili yaşama geçiş sürecini ve iktidar-muhalefet ilişkilerini birinci elden, tanıklıklar eşliğinde okumak mümkün. (Zaman gazetesi Kitap Zamanı eki, sayı 17, 4 Haziran 2007)

Kitap Yayınevi

Yılmaz Aslantürk
Otisabi / Münasebetsiz İlişkiler
Parantez Yayınları


Karikatürist Yılmaz Aslantürk'ün OTİSABİ Münasebetsiz İlişkiler adlı yeni çizgiroman kitabı Parantez Yayınları'ndan çıktı. Aslantürk'ün yıllardır yazıp-çizdiği Otisabi karakteri ile bugüne kadar tanışmadıysanız, bu kitapla tanışın derim. Otisabi öykülerinden bir seçme. Tüm kitapçılarda.

Fahrettin Çiloğlu
Uçinmaçini
İstiklal Kitabevi

Farklı bir coğrafya ve farklı bir kültürün algılarını fotoğraf kalitesinde okurun önüne koyan Uçinmaçini, Kafkas insanının söylence ve destana dönük yüzünü, sıradan olay ve nesnelere insanüstü anlamlar yükleyen kıvrak zekasını bazen komik, bazen de hazin bir öykü olarak çıkarıyor karşımıza. Türk öykü geleneğinde çok az denenmiş olan gerçeküstü kimlik değişimleri, düşle gerçeğin birbiri içinde eriyip yarattığı üçüncü tür gerçeklik, Çiloğlu'nun kaleminde sinemasal bir netliğe ve okuma şölenine dönüşüyor.

DSİ Yusufeli Barajı ve HES ile ilgili raporları yayınladı


Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, Yusufeli Barajı ve HES için hazırlatılan ÇED Raporu taslağını (Yusufeli Barajı ve HES Projesi ÇED Taslak Nihai Raporu) ) ve Yusufeli Barajı ve HES Yeniden Yerleşim Eylem Planı taslak raporunu (Yusufeli Barajı ve HES Projesi Yeniden Yerleşim Eylem Planı Taslak Nihai Raporu) ) www.dsi.gov.tr sitesinde yayınladı. www.dsi.gov.tr 'nin anasayfasından raporlara ulaşabilirsiniz.

Yasal Uyarı

Bu sitede yer alan her türlü ansiklopedik madde, yazı ve resimler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ve Türk Ceza Kanunu uyarınca koruma altındadır.

Yazılı izin alınmaksızın ve www.artvinansiklopedisi.com sitesi ve madde yazarının adı kaynak gösterilmeksizin hiçbir surette alıntı yapılamaz, başka web sitelerinde, kitap, gazete ve dergi gibi basılı yayınlarda yayınlanamaz.



İLÇELER

MerkezArdanuçArhaviBorçkaHopaMurgulŞavşatYusufeli


BİYOGRAFİLER

AkademisyenlerArtvin ValileriAskerlerBelediye BaşkanlarıDevlet Adamları ve BürokratlarEdebiyatçılarGazeteci ve TelevizyoncularHalk ŞairleriHukukçularİşadamları ve SanayicilerMilletvekilleriSanatçılarSporcularŞehit ve Gaziler, Milli MücadelecilerUlema (Kadı, Müderris ve Din Adamları)YazarlarYöneticiler (Özel Sektör)Yabancılar


GENEL KONULAR

Basın YayınCoğrafyaDernekler ve VakıflarEkonomiFestival ve ŞenliklerOrman ve ormancılıkSporTarım ve hayvancılıkToponomi (Yer adları)Turistik mekanlar


FAUNA

AkarlarAmfibi ve SürüngenlerBöcekler (Insecta)


FLORA

Macrofunguslar (Mantarlar)


FOLKLOR (HALKBİLİM)

Halk diliHalk eğlenceleriHalk müziği-TürkülerHalk oyunlarıGiyim kuşamMitolojiYemek kültürü


KÖYLER

Artvin köyleriArtvin dışındaki köyler


TARİH

AntlaşmalarAskeri birliklerSavaşlarTakvimTarihi eserlerTarihsel yerleşimler


MAKALELER & YAZILAR

Makaleler & Yazılar



Osman Aytekin

(Şavşat, 1961). Akademisyen, sanat tarihçisi. Şavşat'ın Çağlayan köyünde doğdu. 1985 yılında Atatürk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Klasik Arkeoloji bölümünden mezun oldu. Kültür Bakanlığı başta olmak üzere çeşitli kamu kuruluşlarında çalıştıktan sonra 1991’de Yüzüncü Yıl Üniversitesi bünyesinde öğretim elemanı oldu. 1993’de mastırını, 1996’da doktorasını Genel Sanat Tarihi Anabilim Dalı’nda Artvin’in kültür varlıklarına yönelik olarak tamamladı ve aynı yıl Yüzüncü Yıl Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümü’nde öğretim üyesi oldu. Devamı...

Artvin Kuş Faunası

Ansiklopedinin Artvin Kuş Faunası maddesi (13 sayfa) pdf dosyası olarak siteye eklendi. Artvin'de bulunan yerli ve göçmen toplam 226 kuş türüne yer verilen listenin de yer aldığı maddeyi okumak ya da indirmek için: ARTVİN KUŞ FAUNASI Devamı...

Çoruh Nehri'nin Balıkları

Çoruh Nehri, kaynağını 3.000 m. yükseklikteki dağlardan alır. Kaynaktan Gürcistan sınırları içerisindeki Batum’da denize döküldüğü yere kadar olan uzunluğu 376 km.’dir. Bunun yaklaşık 350 km.’lik bölümü Türkiye sınırları içerisindedir. 3.000 m.’lik yükseklikten deniz seviyesine düşünceye kadar 376 km.’lik bir mesafe katetmesi Çoruh Nehri’nin ne kadar hızlı aktığının bir ifadesidir. Devamı...