Çoruh Müfrezesi
From Artvin Ansiklopedisi
Birinci Dünya Savaşı yıllarında Artvin’de resmi ve yerli-gönüllü kuvvetlerden oluşturulan Türk askerî birliği.
Resmi birlikler, 3. Türk Tümeninin 8. Alayından ayrılan 1. ve 3. Piyade Taburları ile bir Mızraklı Süvari Takımı ve 4 toplu bir dağ bataryasından kurulu olan ve Alman Binbaşısı (sonra Yarbay) Stange komutasında Rize’den Hopa’ya getirilen 8. Mürettep Alay adlı birlik ile İşhan, Melo, Hod, Sarıgöl, Hopa ve Arhavi’de birer ikişer bölüklü hudut taburları idi. İstanbul’dan toplanan gönüllülerden oluşan, Artvin halkının “İstanbul askeri” ya da “İstanbul çetesi” dediği ve komutanları arasında İstanbul-Eyüplü Yüzbaşı Halit Bey (Deli Halit Paşa), İstanbul-Yenibahçeli Yakup Cemil ve Dr. Bahaeddin Şakir Bey’in de bulunduğu Teşkilat-ı Mahsusa birliği de Artvin’e gelmişti.
Yerli-gönüllü kuvvetler ise, Çoruh Müfrezesi adı altında birleştirilmeden önce, değişik yörelerde birer yerel lider (başçı) emrinde toplanmış yerli askerlerden, daha doğrusu çetelerden oluşuyordu. Savaş başlamadan önceki günlerde Jandarma Teşkilatı Başı olan, Artvin merkeze bağlı Sümbüllü (eski adı Sinkot) köyünden Kadir Ağa, topladığı gönüllülerden bir birlik kurdu. Diğer yandan Artvin köylerinden Aksakaloğlu Muhammet Ağa, Cımuroğlu Mustafa, Çaloğlu Süleyman Ağa, Keleşoğlu Hasan ve Abbas, Kadir Ağa’nın yeğeni Ahmet, Arslan Efendi gibi Artvin’in ileri gelen ağaları da kendi çevrelerinden topladıkları gönüllülerin liderliğini yapıyordu. Türkiye sınırları içerisindeki Yusufeli’nin Aşağı Hod (yeni adı Aşağı Maden, bugün merkez ilçeye bağlı köy), Demirköy (Nigzivan) ve Çamlıca (Lusuncur) köylerinden toplanan gönüllülerin liderliğini de Çamlıca köylü Molla Sabit Bey yapıyordu. Hopa ve Arhavi’de de gönüllülerin örgütlendiği biliniyorsa da bunların liderliğini yapan kişiler saptanamamıştır.
Dr. Bahaeddin Şakir Bey, yukarıda anılan yerli-gönüllü birlikleri düzenledi. Savaş başladığında Artvin’deki resmi ve yerli-gönüllü asker sayısı toplamı yaklaşık 2000 kadar er idi.
Bahaeddin Şakir Bey emrindeki 8. Mürettep Alay ve Kadir Ağa’nın emrindeki gönüllüler, Ardahan Taarruzu'na da katıldılar.
Binbaşı Stange, Nisan 1915’te hastalandı ve komutanlıktan ayrıldı. Bahaeddin Şakir Bey de ayrılıp Erzurum’a gitti. Komutansız kalan resmi birlikler, yerli-gönüllü kuvvetler ile birleştirilerek Çoruh Müfrezesi adı altında yeni ve tek bir birlik oluşturuldu ve bu birliğin komutası da Binbaşı Halit Bey’e verildi. Halit Bey, bundan sonra 45 taburluk Rus orduları karşısında Artvin ve çevrelerini Keldağ Geçidi-Damlakürün çizgisinde bir yıla yakın süre kahramanca savundu.
8 Nisan 1915 günü, Halit Bey komutasındaki Çoruh Müfrezesi, Yusufeli’nin İşhan köyünü işgal ederek doğuya doğru ilerlemekte olan Rus müfrezelerine Demirkent yaylalarında karşı koyarak durdurdu. Bu çarpışmalarda çok sayıda şehit verildi. Ruslar, Çoruh Nehri'nin sağ tarafındaki köyleri Kılıçkaya’ya (Ersis) kadar işgal etmişlerdi. Sol taraftaki köyleri Halit Bey savunuyordu. Sağ taraf köylerin halkı tamamen Çoruh’un sol yakasına geçtikten sonra, Halit Bey’in emri ile bu bölgedeki tek geçit olan ahşaptan yapılmış Demirkent köprüsü ateşe verilerek yakıldı (19 Nisan 1915). Çoruh Müfrezesi, bundan sonra Çoruh’un sol kıyılarını savunmaya devam ederken, Erzurum’un düşmesiyle (16 Şubat 1916) çekilmeye zorlanıp, nehir yatağı boyunca hem muhacir kafilelerini koruyarak hem de Ruslarla savaşarak İspir üzerinden Bayburt’a çekildi. Ruslar 20 Şubat 1916’da İspir’e, 24 Şubat 1916’da da Bayburt’a girdi. Çoruh Müfrezesi’nin büyük bir kısmı Karakoç köyünde, bir kısmı da Gökdere köyünde mevzilenmişti. Gökdere’deki askerler, bir geceyarısı baskınıyla, Pazaryolu’nda mevzilenmiş Rus birlikleri üzerine saldırarak Ruslara ağır kayıplar verdirdiler ve Demirgöze köyüne kadar geri püskürttüler. Ertesi gün Ruslar tekrar taarruza geçip Pazaryolu’nu geri aldılar ve sivil halkı katlettiler. Çoruh Müfrezesi, mukavemete devam ederek son köyü de terk etmek zorunda kaldıktan Bayburt’a çekilerek burada mevzilendi. Ruslar da ilerleyerek bu mevkiye gelince, Bayburt’ta Rusların 3. Plaston (Dağ) Tugayı ile Çoruh Müfrezesi arasında çok çetin bir savaş oldu, çok sayıdaki asker şehit düştü.
Bibl: Özder, M.A.; Artvin ve Çevresi, Ankara, 1971
